Sit out türkçesi Sit out nedir

  • Yer almamak.
  • Oynamamak.
  • Fazla uzun kalmak.
  • Sonuna kadar kalmak.
  • Dahil olmaktan kaçınmak.
  • Sonuna kadar oturmak.
  • Katılmamak.
  • Dışarıda oturmak.
  • Yeralmamak.

Sit out ile ilgili cümleler

English: I don't like to sit outside.
Turkish: Ben dışarıda oturmaktan hoşlanmıyorum.

Sit out ingilizcede ne demek, Sit out nerede nasıl kullanılır?

Sit : Kuluçkaya yatmak. Toplanmak. Tünemek. Konmak. Tam oturmak. Olmak (imtihan). Modellik yapmak. Oturmak. Sınava girmek. Binmek.

Out : Meydana çıkmak. Yanmak. Dışarıda. Nakavt etmek. Dışarı atmak. Ortaya çıkmak. Dışarı çıkarmak. Kendini belli etmek. Bayılmak. Kovmak.

Can i sit outside : Dışarıda oturabilir miyim.

Sit about : Parmağını oynatmamak. Hiçbir şey yapmamak. Boş oturmak.

Sit around : Parmağını oynatmamak. Oyalanmak. Boş boş veya avare avare oturmak. Boş boş oturmak. Herhangi bir belirli fonksiyonu tamamlamadan bir yerde hazır bulunmak. Hiçbir şey yapmamak.

Sit back and relax : Arkanıza yaslanın ve rahatınıza bakın. Arkanıza yaslanın ve rahatlayın.

Sit back : Yan gelip yatmak. Hiçbir şey yapmamak. Boş boş oturmak. Boş oturmak. Yaslanmak. Arkaya yaslanmak. Dinlenmek. Arkasına yaslanmak.

İngilizce Sit out Türkçe anlamı, Sit out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be absent : Çekilmek. Bulunmamak. Olmamak. Mevcut olmamak.

Sit on the fence : Çitin üzerinde oturmak. Herhangi bir karar almaktan kaçınmak. Tarafsız kalmak. Muallakta kalmak. Ortada olmak. Şaibeye düşmek. Bir karar vermekten kaçınmak. Kararsız olmak. Karar vermekte tereddüt etmek.

Absent oneself : Bulunmamak. Gelmemek. Çıkmak. Gitmek. Hazır bulunmamak.

Disagree with : Birisiyle uzlaşamamak. Dokunmak (yiyecek veya iklim vb). İle aynı görüşte olmamak. Ayrı fikirde olmak. Besinlerle arası iyi olmama. Aynı görüşte olmamak. Aynı düşüncede olmamak. -e yaramamak.

Be out of it : İlişiğini kesmek. Kaybedeceği kesin olmak. Yabancılık çekmek. Yadırgamak.

Absent oneself from : Okuldan kaçmak. Kendini çekmek. Başka yerde kalmak. Karışmamak. -den uzak durmak. Geri çekilmek. Ayrılmak. Uzak durmak.

Discommend : Uygun bulmamak. Uygun görmemek. Aleyhinde olmak. Suçlamak.

Fink out : Destek vermemek.

Be at variance : Muhalif olmak. Uyumlu olmama (örneğin, the facts we have are at variance with her story {elimizdeki veriler onun hikayesiyle çelişiyor}). Muhalefet etmek. Uyuşmazlık içinde olmak. Uymamak. Aynı fikirde olmamak. Uyuşamamak. Ters düşmek. Çelişmek.