Sit on the fence türkçesi Sit on the fence nedir

  • Dahil olmaktan kaçınmak.
  • Tarafsız kalmak.
  • Kararsız olmak.
  • Muallakta kalmak.
  • Şaibeye düşmek.
  • Çitin üzerinde oturmak.
  • Bir karar vermekten kaçınmak.
  • Herhangi bir karar almaktan kaçınmak.
  • Ortada olmak.
  • Taraf tutmamak.
  • Yan tutmamak.
  • Karar vermekte tereddüt etmek.
  • Taraf olmamak.

Sit on the fence ingilizcede ne demek, Sit on the fence nerede nasıl kullanılır?

Sit : Modellik yapmak. Kuluçkaya yatmak. Tam oturmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Kalmak (bir yerde). Konmak. Yola getirmek. Burnunu sürtmek. Tünemek. Oturmak.

On : İle. Yönünde. De. Hazır. Devrede. Makbul. Giyilmiş. Esnasında. Üstünde.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Fence : Çalıntı mal satmak. Savunmak. Etrafını çitle çevirmek. Parmaklık. Çit. Kaçamak cevap vermek. Korumak. Eskrim yapmak. Etrafı çitle çevirmek. Kaçamaklı konuşmak.

Sit on the lid : Hevesi öldürmek. Heyecanını bastırmak.

Sit on a powder keg : Diken üzerinde olmak. Çok riskli bir durumda olmak. Topun ağzında olmak. Dikenli fıçı üzerinde olmak. Bıçak sırtında olmak.

Sit on the throne : Tahta oturmak. Kral'ın koltuğuna oturmak. Tahtta oturmak.

 

Be on the fence : Muallakta kalmak. İkilemde kalmak.

Sits on the fence : Duygusuz. Lakayıt. Kayıtsız. Tarafsız. Yansız. İlgisiz. Soğuk.

İngilizce Sit on the fence Türkçe anlamı, Sit on the fence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit on the fence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Doubt : Kuşku. -den kuşkulanmak. Şüphelenmek. Çekinmek. Şüphe etmek. Kuşkusu olmak. Şüphe. Şüphesi olmak. İkna olmamak.

Blow hot and cold : Yanar-döner. Daldan dala konmak. Hem sıcak hem soğuk esme. Sık sık fikir değiştiren. Bir dediği diğerini tutmama. Değişme. Fikir değiştirme. Daldan dala atlamak. İki seçenek arasında gidip gelmek. Daldan dala atlama.

Be vague about something : Tereddüd etmek.

Be in two minds : Bocalamak.

Be of two minds : İki fikirli olmak. İki düşünce arasında tereddüt etmek.

Centre : Merkezleşmek. Odak. Merkezlemek. Göbek. Orta alan oyuncusu. Ortaya koymak. Punta. Sente. Çevresini dönüp dolaşmak.

Sit out : Sonuna kadar oturmak. Oynamamak. Katılmamak. Yeralmamak. Dışarıda oturmak. Yer almamak. Sonuna kadar kalmak. Fazla uzun kalmak.

Be hazy about : Emin olmamak.

Wavered : Tereddüt etmek. (alev) titremek. Tereddüd etmek. Titreşmek. Sallanmak. Duraklamak. Sendelemek. Duraksamak. Bocalamak. Titremek.

Dithered : Duraksamak. Titremek. Tereddüd etmek. Titrek.

Sit on the fence synonyms : be uncertain, be evidentiary of, waver, be undecided, wavers, dithers, fluctuate, doubts, be evidential of, lie over, back and fill, doubted, be on the fence, fluctuated, dither.