Sivrileşmek nedir, Sivrileşmek ne demek

Sivrileşmek anlamı, tanımı:

Sivri : Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Ucu keskin ve batıcı olan. Palamut.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Gelmek işi. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Tutum : Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi. Tutulan yol, tavır.

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

 

Davranmak : Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak. Bir şeye el atmak, girişmek.

Dikkat : "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü. İlgi, özen. Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık.

Gelmek : Uymak. Belli bir süre dolmak. Olmak, -e uğramak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ulaşmak, varmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Türemek. Dayanmak, tahammül etmek. Çıkmak, yönelmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Sonuç çıkmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Biriyle birlikte gitmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Akmak. Getirmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. İsabet etmek. Düşmek, rast gelmek. Katılmak, eklenmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Görünmek, sanılmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. İzlemek, takip etmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Belli bir zamana ulaşmak. Kadar olmak.

 

Çekici : Alımlı. Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt.

Söylemek : Yazmak, düzmek. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Sipariş etmek. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Yapılmasını istemek. Haber vermek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Kırıcı : Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş. Kırma işini yapan. Kırınım oluşturan. Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.). Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen.

Diğer dillerde Sivrileşmek anlamı nedir?

İngilizce'de Sivrileşmek ne demek? : to become pointed, to taper