Slates türkçesi Slates nedir

Slates ile ilgili cümleler

English: But...no one translates the sentences I create.
Turkish: Fakat... Benim yazdığım cümleleri kimse çevirmiyor.

English: Ali translates slowly.
Turkish: Ali yavaş çeviri yapar.

English: Ali speaks several languages fluently, but for his job, he only translates into his native language.
Turkish: Ali birkaç dili akıcı olarak konuşur fakat onun işi gereği, o sadece kendi ana diline çeviri yapar.

English: He never translates my sentences.
Turkish: Benim cümlelerimi asla tercüme etmez.

English: A good translator translates not words, but sentences.
Turkish: İyi bir çevirmen kelimeleri değil, cümleleri çevirir.

Slates ingilizcede ne demek, Slates nerede nasıl kullanılır?

Legislates : Kanun koymak. Yasamak. Yasa çıkarmak. Yasallaştırmak. Kanunlaştırmak. Kanun yapmak. Yasalaştırmak. Yasa yapmak. Bir kanunu meclise onaylatarak çıkarmak. Kanun haline getirmek.

Mistranslates : Yanlış tercüme etmek. Yanlış çevirmek. Yanlış çeviri yapmak.

Retranslates : Yeniden tercüme etmek. Tekrar çeviri yapmak.

Translates : Çevrilmek. Nakletmek. Çevirmenlik yapmak. Çevirmek. Tercüme yapmak. Tercüme etmek. Dönüştürmek. Ötelemek. Tercümesini yapmak. Tercümanlık yapmak.

 

Slate blue : Kurşun mavisi. Barut mavisi.

Slate grey : Kurşun mavisi. Barut rengi.

Slate club : Tasarruf derneği.

Scrub the slate clean : Geçmişe sünger çekmek.

Has a slate loose : Keçileri kaçırmış. Biraz çılgın. Tam normal sayılmaz.

Wipe the slate clean : Geçmişe sünger çekmek. Sil baştan yapmak.

İngilizce Slates Türkçe anlamı, Slates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tell : Etkili olmak. Bilmek. Tahmin etmek. Anlatmak. Açığa çıkarmak. Haber vermek. Tembihlemek. Yaymak. Göstermek. Göze çarpmak.

Get out : Yayılmak. (haber vb) duyulmak. Ayrılmak. Çözümü bulmak. Kaçırmak. Çıkmak. Sakınmak. Çek git. Duyulmak. Defol.

Present : Sahnede göstermek. Bugünkü. Sunmak. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Temsil etmek. Armağan. Mevcut. Göstermek. Tanıştırmak. Vermek.

Clapperboard : Bir filmin başlangıcında hafifçe birbirine vurarak kenetlenen ve sonra ses ve görüntüyü senkronize etmekte kullanılan iki levha parçadan yapılan fotoğrafik cihaz.

Summarize : Kısaltma. Toparlamak. Özetlemek. Hulasa etmek. Özetle. Özet çıkarmak. Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma. Kısaltmak.

Slate : Arduvaz kaplamak. Bir işe seçmek. Azarlamak. Yerden yere çarpmak. Kınamak. Mavi ya da külrenginde, şistleşmiş, düz ve ince yapraklar durumunda bulunan, su geçirmeme özelliği nedeniyle dam örtüsü olarak kullanılabilen kayaç. Geçmişteki hatalar. Yaz boz tahtası.

Vocalise : Seslendirmek. Bir duygu veya düşünceyi yüksek sesle ifade etmek. Ünsüz bir metni ünlü işaretlerle işaretlemek (vocalize olarak da yazılır). Vokal yapmak. Ağızlamak. Bir ünlü olarak ünsüz bir harfi telaffuz etmek. Türkü söylemek. Sesli harf yerine kullanmak. Sesli duruma getirmek. Şarkı söylemek.

 

After : Sonraki. Arkasından. Dikten sonra. Sonrasına. Sonrası. Sonra gelen. Arayışında. Ardından. Sonra. Tarihinden sonra.

Mention : Mansiyon. Söz etmek. Zikretmek. Anma. -den söz etmek. Söz etme. Değinmek. Söylemek. İma.

Clapper : Alkışlayıcı kimse. Eski tiyatrolarda alkışlamak için parayla tutulan kişi. (bk. şakşakçı). Dil. Eski tiyatrolarda oyunun alkışlanacak yerlerinde seyirciyi etkileyip alkışlamasını sağlayan görevli kişi. oyunun tümünü onaylatabilmek için yığının tepkisinden yararlanan şakşakçı, yaptığı iş karşılığında belli bir ücret alırdı. Çan tokmağı. Oyunun alkışlanacak yerlerinde çekimser seyirciye önayak olup onun da alkışlanmasını sağlamak ereğiyle tutulmuş alkışçı. Şakşakçı. Kaynana zırıltısı.

Slates synonyms : give tongue to, express, note, represent, give, preface, introduce, slaty, articulate, explain, respond, chalkboard, premise, summarise, say, verbalise, precede, later on, chalkboards, declare, afterwards, afterward, append, subsequently, blackboards, list of candidates, slatey, add, slate grey, sum up, slatier, sum, enunciate.

Slates zıt anlamlı kelimeler, Slates kelime anlamı

Unemployment : Bir toplumda, bir toplumsal kümede çalışma çağındaki nüfusun bir bölümünün istençleri dışında ücretli işten yoksun bulunması durumu. Bir ülkede, bölgede ya da anakentte, çalışma çağındaki insanların bir bölümünün, istençleri dışında, çalışmalıklı bir işten yoksun bulunmaları durumu. İşçisizlik. İşsizlik. Coğrafya, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Aylaklık. Cari ücret düzeyinde emek sunumunun emek istemini aşması durumu. Kişinin herhangi bir nedenle işini yitirmesi ve bir yenisini bulma çabası içine düşmesi durumu.

Being : Yaratık. Tanrı. Yapı. Yaradılış. Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. İnsan. Olma. Yaşam. Oluş. Vücut.

Motionlessness : Hareketsizlik.

Slates antonyms : activeness, homozygosity, high status, low status, immaturity, employment, nonexistence, union, imperfection, nonbeing, inaction, unskillfulness, inactiveness, heterozygosity, perfection, separation, dystopia, inactivity, motion, maturity, utopia, activity, action, disorder, order, dominant, upper class, middle class, subordinate, lower class.