Sledded türkçesi Sledded nedir

  • Kızak ile donatılmış.

Sledded ingilizcede ne demek, Sledded nerede nasıl kullanılır?

Sledder : Bir kızak çeken at. Kızakçı. Eşyaları bir kızakta nakleden kimse.

Sledders : Kızakçı. Bir kızak çeken at. Eşyaları bir kızakta nakleden kimse.

Bobsledder : Kızakla hareket eden. Kızak (karda kullanılan kızak) yolcusu.

Bobsledders : Kızakla hareket eden. Kızak (karda kullanılan kızak) yolcusu.

Sledding : Kızakla taşıma. Kızak kayma. Kaypaklık.

Threshing sled : Döven.

Logging sled : Tomruk kızağı.

Bobsledding : Bobsley. Kızağa benzer bir araçla özel bir parkurda kayılarak yapılan kış sporu. Bobsled.

Smooth sledding : Zorlanmama. Kolayca halletme.

Sledge hammer : Varyoz. Varakula. Büyük ve ağır çekiç. Ağır çekiç. Balyoz çekiç. Varyos. Balyoz.

İngilizce Sledded Türkçe anlamı, Sledded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sledded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Narrow : Dar geçit. Az. Cüzi. Parasızlık. Dar. Daraltmak. Daralmak. Ensizleşmek. Kıt kanaat. Anca yeten.

Sledged : Kızakla taşımak. Kızakla gitmek. Kızağa binmek. Kızakla taşınmış.

Slim : Zayıflamak. Zayıflatmak. Yetersiz. İnceltmek. Kurnaz. İnce. İncelmek. Narin. İnce bir görünüm vermek. Az.

 

Svelte : Fidan gibi. İnce yapılı. İnce ve zarif. Narin. Kıvrak.

Slight : Narin. Sudan. Adam yerine koymamak. Hakaret etmek. Geçiştirmek. Karaktersiz. Hiçe sayma. Belli belirsiz. Önemsememek. Azıcık.

Lean : Dayanmak. İnce. Kıt. Cılız. Zayıf. Yana yatmak. Fidan gibi. Eğilmek. Yağsız. Yaslanmak.

Thin : Sulu. Seyreltmek (bitkileri). Sudan. Güçsüz. İncelmek. Cılız. Seyrek. Seyrelmek (saç). Ayırmak. İnceltmek.

Sledded zıt anlamlı kelimeler, Sledded kelime anlamı

Fat : Besiye çekmek. Katı yağ. Yağlı. Yağ asitlerinin gliserolle oluşturduğu bileşik. Tombul. Şişman. Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Şişmanlatmak. İçyağı. Yağ asitleri ve gliserinden oluşan, 20°c'de katı olan, organik çözücülerde çözünen kimyasal madde.

Wide : Vasi. Açık. Bol. İyice. Uzak. Tamamen. Alabildiğine. Yaygın. Gen.