Snap out türkçesi Snap out nedir

  • Pat diye söylemek.
  • Birden söylemek.

Snap out ile ilgili cümleler

English: You've got to snap out of it.
Turkish: Kendini toparlamak zorundasın.

English: I need to calm down and snap out of it.
Turkish: Sakinleşmem ve kendime gelmem gerekiyor.

English: Grabbing him by the shoulders, she shook him and yelled, "Snap out of it!"
Turkish: Onu omuzlarından tutarak, onu salladı ve bağırdı, "Kendine hakim ol!"

English: Snap out of it!
Turkish: Kendine gel!

English: Snap out of it! You haven't done a thing all week.
Turkish: Kendine gel! Bütün hafta bir şey yapmadın.

Snap out ingilizcede ne demek, Snap out nerede nasıl kullanılır?

Snap : İçindekilerle satın almak. Şaklatmak. Kırmak. Koparmak. Çatırdamak. Kopmak. Çarparak kapamak. Çıkışmak. Pat diye söylemek. Şakırdatmak (parmaklarını).

Out : Dışarıda. Dışarı. Yanmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Dışarı atmak. Çıkarmak.

Snap out of it : Kendine hakim ol. Toparla kendini. Kendine gel. Kötü bir durumdan çıkmak. Kendine gelmek.

Snap at : -ı ağzıyla yakalamak. -a kaba bir şekilde konuşmak. Ağzıyla kapmaya çalışmak. -ı ısırmak. -a bağırmak. Bağırmak. Kırıcı konuşmak. Isırmaya çalışmak (köpek). Terslemek. -ı paylamak.

 

Snap at somebody : Kaba davranmak. Kırıcı konuşmak.

Snap at the chance : Fırsatın üstüne atlamak. Fırsata atlamak.

İngilizce Snap out Türkçe anlamı, Snap out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Snap out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Springs : Çıtlatmak. Birden çıkmak. Tahliye ettirmek. Ödemek. Sökmek (şafak). Çarpmak. Yay gibi fırlamak. Ortaya çıkmak. Bükülmek. Hapisten çıkarmak.

Blurt out : Söyleyivermek. Düşünmeden söylemek. Yumurtlamak. Ağzından kaçırmak.

Snap : Isırmaya çalışmak. Çat diye kapanmak. Şıklatmak. Çarparak kapamak. Kopmak. Kırılmak. Kırmak. Havada kapmak. Isırmak. Çıkışmak.

Plumpest : Tıknaz. Tombul. Etli. Tombullaşmak. Şişmanlamak. Patavatsız. Dobra. Şişmanlatmak. Semirtmek. Dolgun.

Plumping : Semirtmek. Pat diye oturmak. Tombullaşmak. Küt diye bırakmak. Şişmanlatmak. Küt diye düşmek.

Snapping : Terslemek. Koparmak. Şıklatmak. Kopmak. Şaklatmak. Çatırdamak. Şipşak fotoğraf çekmek. Çarparak kapamak. Kırılmak.

Sprang : Tahliye ettirmek. Yaylanmak. Yay gibi fırlamak. Ödemek. İnfilak etmek. Bükmek. Fırlamak. Patlamak. Çıkmak. Ortaya çıkmak.

Shoot from the hip : Ani reaksiyon göstermek. İşkembeden sallamak. Fevri davranmak. İşkembeden atmak. Dan diye söylemek. Düşünmeden konuşmak.

Chop : Dalgalar için çırpınmak. Yarmak. Kesmek. Söyleyivermek. Kırmak (odun). Yormak. Kıymak. Yandan vuruş yapmak (kriket). Baltalamak. Parçalamak.

Plump : Semiz. Tombullaşmak. Şişmanlamak. Pat diye oturmak. Küt diye bırakmak. Açık sözlü. Tombul. Patavatsız. Dolgun. Dobra.

Snap out synonyms : plumped, snaps, plumps.