Sprang türkçesi Sprang nedir

  • Eğmek.
  • Çıtlatmak.
  • Yay gibi fırlamak.
  • Esnemek.
  • Fırlamak.
  • Patlamak.
  • Sıçramak.
  • Ödemek.
  • Ortaya çıkmak.
  • Çıkmak.
  • İnfilak etmek.
  • Hapisten çıkarmak.
  • Bükülmek.
  • Eğilmek.
  • Kaynaklanmak.
  • Pat diye söylemek.
  • Bükmek.
  • Çatlamak.
  • İkram etmek.
  • Sökmek (şafak).
  • Tahliye ettirmek.
  • Çarpmak.
  • Yaylanmak.
  • Doğmak.
  • Birden çıkmak.

Sprang ile ilgili cümleler

English: He heard a strange sound and sprang out of bed.
Turkish: Garip bir ses duydu ve yataktan fırladı.

English: Ali sprang at me in a rage.
Turkish: Ali hiddetle üzerime sıçradı.

English: I sprang out of bed.
Turkish: Ben yataktan fırladım.

English: Ali sprang to his feet.
Turkish: Ali ayağa fırladı.

English: He sprang from one of the best families in the north.
Turkish: O, kuzeydeki en iyi ailelerin birinden gelmiştir.

Sprang ingilizcede ne demek, Sprang nerede nasıl kullanılır?

Spraddle leg : Ayrık bacaklılık. Domuz ve tavşanlarda iskelet kaslarının iyi gelişememesi, kas ipliklerinin sayısının azlığı, aşırı derecede glikojen içermesi, arka bacakların birbirinden ayrık durması ve ayağa kalkamamayla belirgin doğuştan görülen, geçici nitelikte bir yapılış bozukluğu, kas tellerinin hipoplazisi.

Sprag : Maden ocağı direği. Payanda. Köstek. Maden ocağı desteği. Yokuş mesnedi. Takoz. Morina balığı. Eğleç takozu. Fren takozu.

 

Sprain : Burkulmak (bilek veya ayak vb). Burkmak. Burkulmak. İncitmek. Burkulma. Burkulmayla incinme.

Sprained : İncinmiş. Yaralanmış. Burkulmuş. Yerinden oynamış (bir eklem yeri). Yerinden oynamış (bir eklem yerinin bağ dokuları ile ilgili).

Sprained ankle : Yerinden oynamış bilek. Burkulan ayak. Burkulmuş bilek. İncinmiş bilek. Bilek burkulması. Dönmüş bilek. Yaralanmış bilek.

Sprawlers : Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse. Gerinen kimse (otururken veya uzanırken).

Sprats : Hamsi gibi küçük bir balık. Çaça balığı. Çaçabalığı. Çaça.

Sprat : Bir tür ufak ringa balığı. Çaça balığı. Hamsi gibi küçük bir balık. Çaçabalığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, hamsigiller (clupeidae) familyasından, 13-17 cm kadar uzunlukta, hamsiye çok benzeyen, avrupa denizlerinde yaşayan bir tür. Çaça.

Sprawl : Genişlemek. Yayılıp yatmak. Sere serpe uzanmak. Yayılarak oturmak. Yayılma. Serilmek. Sereserpe uzanmak. Uzanmak. Yayılmak. Dağılma.

Sprawl out : Serilmek. Yaymak. Uzatmak. Germek.

İngilizce Sprang Türkçe anlamı, Sprang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Betides : Haber vermek. Başına gelmek. Olmak. -e alamet olmak. Meydana gelmek.

Bursts : Yarılmak. Had safhaya gelmek. Patlak vermek. Boşanmak (gözyaşı). Atılmak.

Bugger off : Basıp gitmek. Hadi yoluna. Çekip gitmek. Siktir olup gitmek. Defolup gitmek. Derhal git!. Gitmek. Kaybol! (genellikle emredici bir şekilde ve kızgınlıkla kullanılan). Kalk git. Defol git!.

Alight upon : Üzerine konmak. Karşılaşmak. Rastlamak.

 

Cleaved : Bölmek. Açmak. Yarmak. Sadık kalmak. Yarılmak. Yapışmak. Bağlı olmak. İkiye ayrılmak.

Crook : Piskopos asası. Sopa. Dümenci. Dirsek. Sahtekar. Madrabaz. Kıvrılmak. Dolandırıcı. Çoban değneği.

Crooking : Sahtekar. Dirsek. Dümenci. Dolandırıcı. Madrabaz. Dönemeç. Kıvırmak. Sapı kıvrık baston.

Bashed : Hızla vurmak. Sert vuruş. Eğlence. Sertçe vurmak. Kuvvetle vurmak. İndirmek. Şiddetle vurmak. Geçirmek. Deneme.

Be born : Gözlerini dünyaya açmak. Gözlerini açmak. Dünyaya gelmek. Dünyaya gözlerini açmak.

Plumps : Küt diye bırakmak. Pat diye oturmak. Düşme sesi. Patırtı. Küt diye düşmek. Şişmanlatmak. Tombullaşmak. Dolgun. Gümbürtü. Tombul.

Sprang synonyms : march equinox, give, coots, proffer, originate, betiding, peculiar, approve oneself, gapes, ascended, ascends, plumping, derive, come into the world, spring, give a hint, climbed, appeared, dips, snap, climb, push along, bow, plump, blurt out, spring equinox, caper, caprioles, grotesque, betided, ante up, curves, break.

Sprang zıt anlamlı kelimeler, Sprang kelime anlamı

Familiar : Anlayan. Yakın. Büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş). Bambılı. Senli benli. Sulu. Bilen. Alışık. İçten. Senlibenli.

Autumnal equinox : Sonbahar ekinoksu. Sonbahar çekidi. Güz ılımı. Güz ılımı 23 eylül'e rastlayan ekinoks. Sonbahar noktası.