Soles türkçesi Soles nedir
Soles ile ilgili cümleler
English: The soles of my shoes are worn.
Turkish: Benim ayakkabıların tabanları yıprandı.
English: Soles of the feet are insensitive to heat and cold.
Turkish: Ayakların tabanları, sıcağa ve soğuğa karşı duyarsızdır.
English: All this walking is killing the soles of my feet and my toes. I wonder if I have the right size shoes.
Turkish: Bütün bu yürüme ayaklarımın tabanlarını ve ayak parmaklarımı mahvediyor. Doğru ölçüde ayakkabılar alıp almadığımı merak ediyorum.
Soles ingilizcede ne demek, Soles nerede nasıl kullanılır?
Built in obsolescence : Planlı eskitme. Bilinçli eskitme. Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi.
Camisoles : Kamisol. Kadın geceliği. Kısa sabahlık. Kaşkorse. Kadın iç gömleği. Kadın ceketi.
Consoles : Avutmak. Avunmak. Teselli etmek.
Girasoles : Ayçiçeği. Opal.
Insoles : Ayakkabı astarı. İç taban. Taban içi. Taban astarı. Taban keçesi. Ayakkabıda dış tabanın altındaki katman.
Rissoles : Köfte. Balık köftesi.
Sole agent : Yegane temsilci. Tek mümessil. Genel acente. Tek temsilci. Umumi acente. Tek yetkili mümessil.
Planned obsolescence : Bilinçli eskitme. Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi. Planlı eskime. Planlı eskitme.
Obsolescent : Demode. Az kullanılan. Eskimiş. Demode olmaya başlamış. Modası geçmekte olan. Eskimeye yüz tutmuş.
Obsolescence of capital goods : Sermaye mallarının fiziksel olarak yıpranmalarından çok, teknolojik gelişme sonucunda eskimeleri. Battallaşma.
İngilizce Soles Türkçe anlamı, Soles eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Soles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Waist : Orta kısım. Bel. Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı. Geminin orta kısmı. Yelek. Bir şeyin orta kısmındaki girinti. Kadın elbisesinin üst kısmı. Kemer. Bluz.
Dadoed : Süpürgelik. Kürsü taşı. Lambri. Taban taşı. Sütun gövdesi. Lambrilemek.
Floundered : Çırpınmak. Boşuna çabalamak. Bocalamak. Debelenmek. Bata çıka ilerlemek. Batmamak. Şaşırıp kalmak. Bata çıka yürümek. Çabalamak.
Footgear : Çorap ve ayakkabılar. Ayakkabılar. Çoraplar. Ayak giyecekleri.
Girder : Putrel. Potrel. Mertek. Hatıl. Yollama. Kiriş. Direk. Ana kiriş.
Base plate : Taban plakası. Bas plak. Temel plakası. Döşeme. Taban levhası. Altlık.
Flukes : İlkel solucanlar (scolecida) dalının, yassı solucanlar (platyhelminthes) sınıfından, vücutları ince ve kutikula ile örtülü, ergin evrede asalak olarak yaşayan, çekmenleri bulunan, anüsleri olmayan fakat sindirim kanalları iyi gelişmiş türleri olan bir takım. karaciğer kelebeği (distomum) ve şistozomum (schistosomum) cinsleri iyi bilinir. Beklenmedik talih. Kararsız. Sürpriz. Trematodlar. Yaprak solucanlar. Balina kuyruğu. Digenea. Ok damağı. Görünüşleri genellikle yaprağımsı, halkasız, sindirim aygıtı yarım, bir ya da birkaç çekmeni bulunan yassı solucanlar sınıfı; emici kurtlar.
Entablement : Saçaklık.
Footplate : Taşıt basamağı. Ayaklık. Taban levhası. Makinayı çalıştırırken çalışanın üzerinde durduğu özel platform veya alan. Taban plakası.
Shank : Piston kolu uçları arasında bulunan gövde. El yapımı bıçakla bıçaklamak. Bıçak. Çiçek sapı. El yapımı bıçak. Sap. Baldır. kasaplık hayvanlarda diz kapağından ayak bileğine kadar olan kısım, bu kısımdan elde edilen kemikli et parçası. Mafsal. El yapımı bıçakla şişlemek.
Soles synonyms : golf club head, club head, clubhead, windowpanes, innersole, dadoing, flounder, girders, half sole, footwear, scaldfish, sole, unshared, basement, baseplate, bedplate, tonguefish, basal, groundwork, formula, bedplates, basements, foot wall, bottom, bases, wedge sole, architraves, underside, dogma, solenette, flounders, exclusive, fluke.
Soles zıt anlamlı kelimeler, Soles kelime anlamı
Shared : Bölüştürülmüş (iki veya daha fazla insan, grup, vb. arasında). Paylaşılan. Müşterek. Bölünmüş. Paylaşımlı. Birlikte. Dayalı. Paylaşılmış. Dağıtılmış. Müşterek olarak sahip olunmuş (iki veya daha fazla insan, vb. tarafından).
Multiple : Kat. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birkaç. Çeşitli. Çoklu. katlı. Birden fazla organı etkileyen. Çok. Birden çok. Çoklu. Çok yönlü.

Bu kısımda Soles kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Soles ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Soles anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Soles ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.