Soli türkçesi Soli nedir
- Yalnız uçuş.
- [#tek+kişilik Tek kişilik oyun].
- Solo.
Soli ile ilgili cümleler
English: He likes to spend some time in solitude every day.
Turkish: Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.
English: First the immigrants, then you. Our solidarity - the answer to social cannibalism.
Turkish: İlk göçmenler, sonra siz. Bizim dayanışma - Sosyal yamyamlık için cevap.
English: All of the suspects have solid alibis.
Turkish: Şüphelilerin hepsinin katı mazeretleri var.
English: A house is built on top of a solid foundation of cement.
Turkish: Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.
English: Columns provide a solid foundation.
Turkish: Kolonlar sağlam bir temel sağlamaktadır.
Soli ingilizcede ne demek, Soli nerede nasıl kullanılır?
Solicit : Israrla istemek. İstemek. Kışkırtmak. Israrla rica etmek. Askıntı olmak. Talep etmek. (yardım veya bir iyilik vb) istemek. Fahişelik yapmak. Yalvarmak. Sokakta müşteri aramak (fahişe).
Solicitant : İsteyen kimse. Ciddiyetle talep eden kimse. Dileyen kimse.
Solicitation : Fuhuşa teşvik. Suça teşvik. Suç işlemeye teşvik. İsteme. Israrla isteme. Davetkar konuşma. İstem. Rica. Taciz etme. Kışkırtma.
Solicitations : Rica. Ricalar. İstem. Kışkırtma. Taciz etme. Davetkar konuşma. Talep. Israrla isteme.
Solicited : İstenen. Israrla istemek. Davetkar konuşmak (fahişe). Dilemek. Baştan çıkarmaya çalışmak. İstemek. Asılmak (erkeğe). Yalvarmak. Kışkırtmak. Tahrik etmek.
Solicitor : Hukuk görevlisi. Acenta. Aracı. Reklam ajansı. Savcı. Acente. Hukuk danışmanı. Dava vekili. Avukat. Hukuk müşaviri.
Solicitous of : -e istekli.
Solicitousness : Dalgınlık. Endişelilik. Büyük özen gösterme durumu. Düşüncelilik. Dikkat etme durumu. Aşırı endişelilik. Aşırı ilgililik. Heveslilik. Dikkat kesilme durumu. İsteklilik.
Solicitors : Hukuk görevlileri. Avukat. Acenta. Reklam ajansı. Hukuk görevlisi. Savcı.
Solicitous : Kaygılı. Endişeli. Vesveseli. Meraklı. Arzulu. Özen gösteren. İstekli. Sabırsız. Dikkatli. Tedirgin.
İngilizce Soli Türkçe anlamı, Soli eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Soli ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Vitrification : Camsılaştırma. Camlaşma. Cam haline getirme. Kullanılmış radyoaktif artıkların etrafının erimiş camla kaplanarak blok olarak dondurulması. camla kaplama, radyoaktif artıkların çevreye ışınım yaymasını önler. Sırlanma. Camla kaplama. Cama dönüştürme. Camlaştırma. Nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Vitrifiksayon.
Free standing : Ayaklı ürün. Bağımsız. Ayaklı. Serbest. Serbestçe duran.
State : Stres. Görkem. Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Duru. Söylemek. Vaziyet. Hal. Belirlemek. Bilgi vermek. Bir dizgenin ölçülebilen tüm özellikleri arasında kurulan ve o dizgeyi ayırt edici olarak belirlemeyi sağlayan nicelikler ve aralarındaki bağıntı.
Glass : Bardak. Cam takmak. Cam kavanoza koymak. Büyüteç. Cam eşya. Mercek. Sırça. Kadeh. Ayna. Cam.
Solid state : Katı haldeki. Katıhal. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Katı durum. Katı hal. Katılarla ilgili. Özdegin belirli bir oylumu ve belirli bir biçimi olan hali; bir katının öğecikleri, değişmez bir denge konumu çevresinde titreşir, ancak yer değiştiremez, anlamdaş katı, katı durum.
One man show : Tek kişilik gösteri. Tek kişilik sergi.
Powder : Barut. Saçlara grilik vermekte kullanılan pudra. Toz serpmek. Toz haline getirmek. Kimya, tiyatro alanlarında kullanılır. Saç pudrası. Pudra. Makyajda saçlara grilik ya da aklık vermek için kullanılan pudra. Toz haline gelmek. Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar.
Pulverisation : Toz haline getirme. Tozlaştırma. Tozlaştırılma. Ezme. Toz haline gelme. Püskürtme. Pulverizasyon.
Dry : Kurutmak. Susatıcı. Yavan. Kurak. Kurumak. Kurumuş. Kurak, tuzlu, tarıma elverişsiz topraklarla ilgili nitelik. Susamış. Çorak. Kakırdamak.
Dry ice : Karbondioksitin katı biçimi olup yüksek basınç altında karbondioksit gazının özel cihazlarla katılaştırılmasıyla elde edilen, soğutacağı ortamda ısıyı alarak buharlaşması sonucu ıslaklık oluşturmayan, renksiz, tatsız ve kokusuz, -78,5º c sıcaklığa sahip olan buz, karbondioksit buzu. Katı co2. Katı karbon ikioksit. Soğutucu olarak kullanılan katı karbondioksit. Kuru buz. Donmuş karbondioksit. Donmuş co2. Karbondioksit buzu.
Soli synonyms : state of matter, soloing, solus, hard, congealed, food, soloed, solidified, semisolid, monodrama, crystal, precipitate, solos, pulverization, jellied, solid food, plastic, coagulated, solo, concrete, jelled, matter.
Soli zıt anlamlı kelimeler, Soli kelime anlamı
Soft : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yıkamaya elverişli. Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması, sertlik ile yavanlık arası. Uysal. Nazik. Hafif. Sıvı. Sert olmayan. Tatlı. Müşfik.
Gaseous : Gaz halinde bulunan. Boş. Hafif. Gaz özelliğinde olan. Gaza ait. Gaz şeklinde. Gaz. Gazlı. Gaz gibi.
Liquid : Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, ancak tektürel yapışma kuvvetleri etkisiyle değişmeyen oylumu bulunduğu kabın biçimiyle sınırlanmış, özgün nitelikleri olan evre. Saydam. Islak. Sıvı madde. Sıvı. Berrak. Likit. Akışkan. Mayi, sıvı. Seviye.
Soli antonyms : heterogeneous.
Soli ingilizce tanımı, definition of Soli
Soli kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of Solo.

Bu kısımda Soli kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Soli ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Soli anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Soli ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.