Solids türkçesi Solids nedir

  • Katılar.
  • Katı şeyler.
  • Katı maddeler.

Solids ingilizcede ne demek, Solids nerede nasıl kullanılır?

Dissolved solids : Çözünmüş katı maddeler. Çözülmüş katı maddeler. Çözünmüş katılar. Katı durumda iken suya karışıp çözünür hale gelmiş bileşikler.

Nonfat solids : Gıdada toplam kuru madde miktarından yağ miktarının çıkarılmasıyla elde edilen katı madde miktarı, ykm, snf. Yağsız kuru madde. Snf. Ykm.

Suspended solids : Sıvıasıltı katılar. Suda bulunan, yaklaşık bir mikron büyüklüğünde veya daha büyük olan küçük katı madde. Askıda katı maddeler. Askıdaki katı maddeler. Askıdaki katılar. Katı asıltılar. Askıda katı madde. Asılı katı maddeler.

Total solids : Suda çözünmüş ve asılı durumda duran maddelerin toplam miktarı. Toplam katı maddeler.

Solid angle : Bir koninin, tepesini özek alan bir yuvar yüzeyinden ayırdığı parçanın yüzölçümünün, yüzey yarıçapının üstikisine oranı. Katı açı. Tam açı. Üçten fazla düzlemin bir nokta üzerinde oluşturdukları açı.

Solid color : Tek renk. Düz renk.

Solid body guitar : Sesini dışarıya aktarabilmesi için elektrik enerjisine gereksinim duyan, gövdesi pür gitar türü. Pür gövdeli gitar.

Solid conductor : Yekpare iletken. Tek parça iletken. Som iletken.

 

Solid bond : Doğrudan bağlama. Doğrudan bağlama kablo.

Solid argument : Kuvvetli argüman. Güçlü sav. Anlaşılabilir savlarla desteklenmiş açık şikayet.

İngilizce Solids Türkçe anlamı, Solids eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solids ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go : Yok olmak. Kaybolmak. Deneme. Ölmek. İlerlemek. Canlılık. Geçmek. İş görmek. Girişim. Koyulmak.

Food : Azık. Halkın geleneksel yollardan elde ettiği, koruduğu ve yaşaması için tükettiği her türlü bitkisel, hayvansal ve madensel ürün, özdek, yiyecek, içecek. Yiyecekler. Taam. İaşe. Genellikle insan yiyeceği için kullanılan, hayvanlarla ilgili olarak kullanıldığında yem ve besin anlamına gelen kelime. Aş. Nevale. Besin.

Glass : Sırça. Büyüteç. Gözlük camı. Cam ile donatmak. Cam. Cam kavanoza koymak. Kadeh. Cam takmak. Cam gibi yapmak. Mercek.

Pulverisation : Tozlaştırılma. Tozlaştırma. Pulverizasyon. Toz haline gelme. Toz haline getirme. Ezme. Püskürtme.

Vitrification : Sırlanma. Vitrifiksayon. Camlaştırma. Vitrifiye etme. Camlaşma. Vitrifikasyon. Cama dönüştürme. Kullanılmış radyoaktif artıkların etrafının erimiş camla kaplanarak blok olarak dondurulması. camla kaplama, radyoaktif artıkların çevreye ışınım yaymasını önler. Nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Camsılaştırma.

Precipitate : Kimyasal bir tepkime sonucunda, çözeltide çözünmediği için katı olarak ayrılan ve tanecik büyüklüğü nedeniyle dipte toplanan özdek. Hızlandırmak. Sonucuna ulaşmak. Sürat vermek. Apar topar. Telaşlı. Çökelek. Aceleci. Düşürmek. Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat.

 

Travel : İşlemek. Yolculuk etmek. Yolculuk. Seyahat. Yolculuk yapmak. Seyahat etmek. Gezmek. Tüymek. Dolaşmak. Gazlamak.

Crystal : Parlak. Kristal eşya. Kristal. Basınç elektriği aygıtı. Örüt. Bir kadın ismi. Basınç elektriğine dayanarak çalışan çeşitli aygıtların genel adı. Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Kırılca. Buzsul.

Plastic : Kredi kartı. Estetik. Biçimlenebilir. Plastik. Esnek. Biçim verilebilir. Naylon. Çekildikçe uzayan, kuvvet kalkınca eski durumuna dönmeyen özdek. Yoğruk. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Matter : İltihaplanmak. Vesile. Önem taşımak. Neden. Mesele. Yazılı şey. Yazılı belge. Özdek. Cerahat. İçerik.

Solids synonyms : locomote, pulverization, slither, dry ice, move, powder, solid food.

Solids zıt anlamlı kelimeler, Solids kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Bad : Kem. Bozuk. Batak. Kokmuş. Şanssızlık. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Aynasız. Berbat. Sert. Kötülük.