Solvers türkçesi Solvers nedir

  • Çözücü.
  • Bir soruna çözüm bulan kimse.
  • Çözümcü.
  • Çözücü kimse.
  • Çözen kimse.

Solvers ingilizcede ne demek, Solvers nerede nasıl kullanılır?

Absolvers : Bağışlayan. Hatayı bağışlayan. Birini bir görev veya sorumluluktan azad eden kimse. Beraat ettiren.

Resolvers : Çözücü.

Solver : Bir soruna çözüm bulan kimse. Çözen kimse. Çözümcü. Çözücü kimse. Çözücü.

Dissolver : Eritici. Çözücü. Çözme tertibatı.

Kingsolver : Bir soyadı. Fasulye ağacı adlı eseri yazan (1988) amerikalı romancı ve kısa hikaye yazarı. Barbara kingsolver (1955 doğumlu).

Solvency : Bir kişi veya işletmenin vadesi dolduğunda borçlarını ödeyebilme yeteneği. işletmenin feshi durumunda mevcut varlıklarıyla yükümlülüklerini karşılayabilme gücü. Ödeyebilme. Borç ödeme gücü. Ödeyebilirlilik. Borcu ödeme gücüne sahip olma. Ödeme yeteneği. Kurumun uzun dönem hayatta kalma yetisi. Ödeme gücü. Ödeyebilirlik.

Solved : Çözülmüş (problem vb). Hallolmuş. Çözülmüş.

Solvency ratio : (muhasebe) ödeme gücü oranı. Ödeme gücü oranı. Bir şirketin aldığı kredilerin şirketin sermayesine oranı (finansal istikrar değerlendirmesinde kullanılır). Ödeyebilirlik oranı. İşletmenin yükümlülüklerinin varlıklarının içindeki payı.

 

Solvencies : Borcu ödeme gücüne sahip olma. Borç ödeme yeteneği. Ödeme gücü. Ödeme yeteneği. Ödeyebilme. Ödeyebilirlilik. Borç ödeme gücü. Borçlarını ödeyebilme gücü. Kurumun uzun dönem hayatta kalma yetisi.

Solvent cleaning : Çözücüyle temizleme.

İngilizce Solvers Türkçe anlamı, Solvers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solvers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unwinders : Çözücü (sarılı bir şeyi).

Diluent : İnceltici. Sulandırıcı. Seyreltici. Bir özdeğe eklenerek onun yığınsal oylumunu ya da kütlesini artıran, çözünen özdeğin derişiminin azalmasını sağlayan ve tepkime vermeyen bir sıvı ya da katı. Seyreltken. Seyrelti. Eritici. Sulandırıcı madde.

Join : Kaynamak. İltihak etmek. Çitmek. Birleşme çekidi. Üye olmak. Başkalarıyla birlikte hareket etmek. İştirak etmek. Yapıştırmak. Buluşmak. Eklemek.

Dissolver : Eritici. Çözme tertibatı.

Guess : İçine doğmak. Tahmin. Tahminde bulunmak. Zannetmek. Sanmak. Oranlamak. Sezmek. Düşünmek. Tahmin etmek. Varsayımda bulunmak.

Riddle : Sır. Doğruluğunu sınamak. Toplantılarda, bireylerin bir eğitim, öğretim, eğlence ve ussal gelişim aracı olarak, geleneksel yöntemler uyarınca, birbirlerine sorarak yanıt istedikleri nesne, canlı ya da doğaüstü varlıklarla ilgili evrensel soru tipine verilen ad. (uzun bir evrimin izlerini taşıyan bilmecelerin temeli çözümlenebilir bir yapıya dayanmaktadır. bu nedenle bilmecelerde sorular; betimsel bir düzey içinde abartılarak, tersine çevrilerek, değiştirilerek açıklanmaktadır.) bk. oedipus bilmecesi, kutsal kitap bilmecesi, yapma bilmece, koşuklu bilmece, gerçek bilmece. Kalbura çevirmek. Delik deşik etmek. Bilmece gibi konuşmak. Elemek. Kalburdan geçirmek. Bulmaca. Sırrını çözmek.

 

Lick : Yenmek. Dövmek. Hız. Halletmek. Üstesinden gelmek. Alev gibi yalayıp geçmek. Dayak atmak. Yalamak. Yalama.

Warper : Saptıran. Çözgü makinesi. Büken. Bozan. Çözgücü. Saptırıcı. Bükücü. Bozucu. Yün çözme tezgahı.

Demodulator : Dekoder (bilgisayar, telekomünikasyon). Demodülatör. Kip çözücü. Kipçözücü.

Solvers synonyms : dip solder, puzzle out, solver, soft solder, understand, resolvers, conjoin, work out, unwinder, strike, infer, resolve, warpers, reason, resolver, answer, figure out, catalase, diluents, work, resolvent, braze, solvent, dissolvent, break.

Solvers zıt anlamlı kelimeler, Solvers kelime anlamı

Disjoin : Bağları kopmak. Ayırmak. Birleşmesine engel olmak.

Nonmetallic : Metalsiz. Metaldışı. Metalik olmayan. Metal dışı. Madeni olmayan. Ametal. Madensel olmayan.