Sonance türkçesi Sonance nedir

Sonance ingilizcede ne demek, Sonance nerede nasıl kullanılır?

Acoustic resonance : Ses rezonansı. Ses çınlanımı.

Antiresonance : Antirezonans.

Antiresonance frequency : Antirezonans frekansı.

Assonance : Yarım uyak. Telaffuz benzerliği. Asonans. Yarım kafiye. Ünlü yinelemesi.

Assonances : Asonans. Yarım kafiye. Ünlü yinelemesi. Telaffuz benzerliği.

Bring into consonance : Ahenk sağlamak.

Electrical resonance : Dalgalı gerilimle sürülen irkilteçli ve sığaçlı bir çevrimde, sürücü sıklık çevrimin doğal sıklığına eşit olunca sağlanan doruk genlikti salınım durumu. Elektriksel çınlanım.

Consonances : Sonünsüz benzerliği. Uyum. Uyuşma. Ahenk. Ses uyumu. Mutabakat. Uygunluk. Senkron olma.

Consonance : Senkron olma. Uygunluk. Uyuşma. Mutabakat. Sonünsüz benzerliği. Ses uyumu. Ahenk. Uyum.

Cyclotron resonance : Siklotron rezonansı.

İngilizce Sonance Türkçe anlamı, Sonance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sonance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clatters : Zıngırdamak. Uğultu. Ses çıkarmak. Tıkırdamak. Şakırdamak. Takırdamak. Gürültü. Tangırtmak. Tangırdatmak. Gevezelik etmek.

Pay : Para vermek. Cezasını çekmek. Yarar sağlamak. Ücret ödemek. Yararı olmak. Ödeme. Karşılığını vermek. Maaş. Vergin. Değmek.

 

Clatter : Tangırtı. Tangırdatmak. Tangırtmak. Gürültü. Gevezelik etmek. Zıngırdamak. Tıkırdamak. Ses çıkarmak. Patırtı.

Noise : Şamata. Ses çıkarmak. Kısa devre. Gürültü. Patırtı. Velvele. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler. Zımbırtı.

Phono : Fono.

Shout : Seslenmek. Haykırış. Kışkırmak. Bağırış. Bağırma. Banlamak. Bağırmak. Çağırmak. Bağırarak söylemek.

Chirm : Gürültü. Uğultu.

Back : Geriye. Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Art. Arkaya. Arka çıkmak. Ciro etmek. Arka. Arkalık. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Geçmişe.

Noised : Zımbırtı. Gürültü etmek. Şamata. Ses çıkarmak. Gürültü. Kısa devre. Velvele. Patırtı.

Shouted : Bağırarak söylemek. Haykırmak. Banlamak. Seslenmek. Bağırmak. Bağırış. Çağırmak. Haykırış.

Sonance synonyms : pipes, physical phenomenon, nuclear resonance, fund, audio, seed, phonetic, phonic, acoustic, magnetic resonance, unquietness, sonority, refinance, phone, soundness, voicedness, noising.

Sonance zıt anlamlı kelimeler, Sonance kelime anlamı

Agitate : Üzmek. Dalgalandırmak. Çalkalamak. Propaganda yapmak. Tahrik etmek. Yaygara koparmak. Sallamak. Altüst etmek. Çalkalanmak. Acı vermek.

Sonance ingilizce tanımı, definition of Sonance

Sonance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A sound. As, to sound the tucket sonance. A tune.