Sophisms türkçesi Sophisms nedir

Sophisms ingilizcede ne demek, Sophisms nerede nasıl kullanılır?

Sophism : Yanıltmaca. Sofizm. Bir tasımda ileri sürülen ve yanlışlığı gizlenip doğru olduğu benimsetilmeye çalışılan kanıt. bu nitelikte kanıtlara dayanarak yapılan yargılama. Bilgicilik. Safsata.

Sophist : Sofist. Bilgici. Safsatacı.

Sophister : Sofist. Üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi (amerikan ingilizcesi). İkinci ve üçüncü sınıf öğrencisi.

Sophistic : Sofistçe. Safsatalı.

Sophistical : Gerçeklere dayanmayan. Aldatıcı. Safsatacılarla ilgili. Yanıltıcı. Kusurlu. Sofistike. Safsatalı. Hatalı.

Sophistically : Sofistike bir şekilde. Safsatacı bir şekilde. Aldatıcı bir şekilde. Kusurlu bir şekilde. Temelsiz bir biçimde. Safsatalı bir biçimde. Gerçeklere dayanmayan bir şekilde. Hatalı bir şekilde. Yanıltıcı bir şekilde.

Sophisticating : Saflığını bozmak. Kaşarlanmak. Hayat tecrübesi kazandırmak. Kültürlü. Pişmek. Bilmiş. Çokbilmiş. İleri. Tecrübe kazanmak. Safsata karıştırmak.

Sophistication : İlerilik. Düşüncelilik. Kurnazlık. Kapsamlılık. Entellektüellik. Sunilik. Bilmişlik. İnce davranış. Hayat hakkında çok şey bilme. Çok yönlülük.

Sophisticate : Tecrübe kazanmak. Entellektüel. Pişmek. Bilge. Hayat adamı. Karmaşık. Hile ve safsata karıştırmak. Bilgili kimse. İleri. Saflığını bozmak.

 

Sophisticatedly : İncelikle. İçerikli bir şekilde. Entelektüel bir biçimde. Güngörmüş bir şekilde. Karışık bir şekilde. Çok yönlü bir şekilde. Bilgili bir şekilde. Nezaketle. Pişkin bir şekilde. Karmaşık bir şekilde.

İngilizce Sophisms Türkçe anlamı, Sophisms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sophisms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Empty rhetoric : Anlamsız konuşma. Boş konuşma veya söylem. Boş laf. Anlamsız sözler. Boş konuşma. Boş lakırdı. Manasız lakırdı.

Chicaned : Dalavera. Kozsuz el briç. Hile yapmak. Dalavere. Hile. Şike yapmak. Hile ile elinden almak. Şikan. Şike.

Sophism : Bir tasımda ileri sürülen ve yanlışlığı gizlenip doğru olduğu benimsetilmeye çalışılan kanıt. bu nitelikte kanıtlara dayanarak yapılan yargılama.

Chicaning : Dalavera. Hile. Şike yapmak. Şike. Dalavere. Hile yapmak. Hile ile elinden almak. Kozsuz el briç. Şikan.

Fallacy : Yanlış düşünce ya da inanç. Yanlışlık. Yanlış. Aldatı. Yanlış düşünce. Hile. Yanlış mantık. İlk bakışta inandırıcı görünmekle birlikte geçerlenemeyen ve olgulara uygun düşmeyen sav ya da çıkarım.

Reasoner : Mantıklı düşünen kimse.

Eye wash : Göz boyama. Göz yıkama ilacı. Aldatma. Göz losyonu. Göz banyosu. Palavra. Göz yıkama. Saçmalık. Aldatıcı konuşma veya davranışlar.

Casuistries : Vicdan muhasebesi.

Flubdubs : Züppelik. Palavra. Saçmalık. Boş laf.

Jesuitry : Cizvitlik.

Sophisms synonyms : ratiocinator, jesuitries, casuistry, chicanes, flubdub, fallacies, fallacious, elenchus, false belief, chicanery, sophistry, chicane, sophistries, sophistication, casuist.