Sovala nedir, Sovala ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Keçi memesinde görülen bir hastalık.

Küçük taşlı ve kumlu tarla.

Bozulmuş tohum, yemiş, sebze vb.

Sovala anlamı, kısaca tanımı

Sova : Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve

Sovalak : 1.Kof, içi boşalmış, çürük. 2.Verimsiz, kısır (toprak). 3.Kır, bayır.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Hastalı : Hastalıklı.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.

Yemiş : Meyve. İncir.

Kumlu : İçinde kum bulunan, kumsal. Çok ufak ve sık benekli. Hatay iline bağlı ilçelerden biri.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

 

Tohum : Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Soy sop, döl, nesil, sülale. Spermatozoit.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Meme : Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik. Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Keçi : Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli dişi hayvan (Capra hircus). İnatçı.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Southern lekeleme tekniği anlamı nedir?

İngilizce'de Southern lekeleme tekniği ne demek ? : southern blotting