Sowed türkçesi Sowed nedir

Sowed ile ilgili cümleler

English: Jale sowed wheat in her field.
Turkish: Jale tarlasına buğday ekti.

English: She sowed her field with barley.
Turkish: O, tarlasına arpa ekti.

English: The new laws sowed the seeds of revolution.
Turkish: Yeni yasalar devrimin tohumlarını ekti.

English: Ali sowed wheat in his field.
Turkish: Ali tarlasına buğday ekti.

Sowed ingilizcede ne demek, Sowed nerede nasıl kullanılır?

Sower : Ekici. Ekim makinesi. Dağıtan. Saçan. Tohumlayan. Ekme makinası. Tohum eken. Ekme makinesi. Tohum saçan. Yayan.

Sowers : Yayan. Dağıtan. Tohum saçan. Tohumlayan. Tohum eken. Ekme makinası. Ekici. Ekme makinesi. Saçan.

Sow discord : Ara bozmak. Aralarını bozmak. Anlaşmazlık yaratmak. Mesele çıkarmak.

Sow in pig : Gebe domuz.

Sow thistle : Sarı çiçekleri ve süt gibi bir suyu olan ve avrupa ve asya'ya özgü dikenli bir bitki. Boğa dikeni. Demir dikeni.

Sowbelly : Bir domuzun göbeğinden alından tuzlu et.

Sowar : Hindistan'da atlı asker.

Sowbellies : Bir domuzun göbeğinden alından tuzlu et.

Sowdah : Onkoserkozis. Sowdah.

Sowbread : Tavşankulağı. Güney avrupa'ya özgü olan ve beyaz veya pembe çiçekli tavşankulağı. Sıklamen. Buhurumeryem.

İngilizce Sowed Türkçe anlamı, Sowed eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Sowed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broadcast : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayın yapmak. Yayıncılık yapmak. Sınalgı yayını. Resim ve ses imlerini televizyon almaçlarının izleyebileceği biçimde, elektromıknatıs ışımayla yaymak. bir izlenceyi televizyonla yaymak. Herkese söylemek. Radyo veya televizyonla ilgili. Ünalgı yayını. Yayımlamak.

Bestrews : Dağıtmak. Yayarak kaplamak. Kaplamak.

Breads : Mangır. Para. Geçim. Mangiz. Maişet. Tıngır. Pane etmek. Nimet. Yiyecek.

Set out : Gözler önüne sermek. Girişmek. Başlamak. Sergilemek. Hareket etmek. Yola çıkmak. Seyahate çıkmak. Göstermek. Belirtmek.

Construct : İskeletini çizmek. İmar etmek. Kurmak. Düzenlemek. Tertip etmek. Resmetmek. Yapmak. Çizmek. İmal etmek.

Disseminate : (haber veya fikir vb) yaymak. Geçirmek. Neşretmek. (haber vb) yaymak. (bilgi) yaymak. Yaymak. Yaymak (bilgi vb).

Bestrewing : Yayarak kaplamak. Dağıtmak. Kaplamak.

Crop : Kesip kısaltmak. Mahsul. İşleme. Kısa kesilmiş saç. Kalabalık. Kanatlılarda yemek borusunun genişleyerek meydana getirdiği, yemlerin bekletilerek yumuşadığı ve sindirim için önemli bir depo organı, ingluvyes. Kırkmak. Verim. Tarım kesiminde bir üretim döneminde üretilen ürün miktarı.

Self sown : Kendiliğinden ekilmiş. Kendi kendine yetişmiş. Kendiliğinden dikilmiş.

Drills : Matkapla delmek. Sondaj yapmak. Matkap. Delik açmak. Makine ile tohum ekmek. Çalıştırmak. Matkap uçları. Kuyu açmak. Delmek.

Sowed synonyms : self seeded, drain, broadcasts, cultivate, seeded, disseminating, bestrewed, engrafts, drink off, constructs, disperse, constructing, broadcasted, engrafting, farm, bespreading, engraft, planted, cultivates, sets, implant, besprinkle, inseminate, constructed, engrafted, disseminates, plants, setting out, bestrewn, cultivating, sow, cockler, cockbilled.

Sowed zıt anlamlı kelimeler, Sowed kelime anlamı

Unplanted : Ekilmemiş. Ekili olmayan.