Spices türkçesi Spices nedir

Spices ile ilgili cümleler

English: Spices improve dishes.
Turkish: Baharatlar yemeklere tat katar.

English: This store has a variety of spices.
Turkish: Bu mağaza çeşitli baharatlara sahiptir.

English: I love Korean food because of the hot spices.
Turkish: Sıcak baharatlarından dolayı Kore yemeklerinin seviyorum.

English: Tom added some interesting spices to the stew.
Turkish: Tom, güvece bazı ilginç baharatlar ekledi.

Spices ingilizcede ne demek, Spices nerede nasıl kullanılır?

Allspices : Baş biber. Yenibahar. Yenibahar otu.

Auspices : İyilik. Himaye. Nezaret. Gözetim. Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. Üstlenici. Yardım. Koruma. Destek.

Hospices : İmarethane. Rahiplerin işlettiği misafirhane. Düşkünlerevi. Ölümcül hastaların ölene kadar bakıldığı bakımevi. Tedavisi olanaksız hastalar hastanesi. Darülaceze. Rahiplerin hacılar ve seyyahları misafir ettikleri yurt. Özellikle rahipler veya rahibeler tarafından idare edilen misafirhane veya yurt. Düşkünler evi. Genellikle kür şansı bulunmayan hastalar için yapılan bakım ünitesi.

Through the auspices of : -'ın himayesiyle. -'ın sporsorluğuyla.

Under the auspices of : Himayesi altında. Himayesinde. - tarafından korunan. -ın himayesi altında.

 

Spice a food up : Baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak.

Spicebush : Kadehçiçeği. Kalikant. Lindera.

Spicery : Baharat.

Spicer : Minnesota eyaletinde şehir.

Add spice to : Tuzu biberi olmak.

İngilizce Spices Türkçe anlamı, Spices eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spices ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condiments : Yemek eklentileri. Yemeğe tat veren şey. Sos. Lezzetlendiriciler.

Endangered species : Nesli tükenen türler. Yokolma riski altındaki hayvan ve bitkiler. Nesli tehlikede olan türler. Tehlikedeki türler. Nesli tükenmekte olan türler. Tehlike altındaki türler. Nesli tükenme tehlikesi altındaki türler. Tehdit altındaki türler.

Aromatic herb : Tat vermek için yemeklere konulan bitkiler. Aromatik bitkiler.

Breed : Doğurmak. Çiftleşmek. Üretmek. Yavrulamak. Sebep olmak. Büyütmek. Damızlık olarak beslemek. Eğitmek. Yetiştirmek. Nesil.

Location : İşlik arsası. Bk. bellek yeri. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gözlemleri bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksene olan uzaklıklarıyla göreli yerlerine yerleştirme. Konumlama. Dışarıda çevirimler için ayrılmış, geniş, boş, işliğe bitişik ya da başka bir yerde bu işte kullanılan arsa. Yer. Konum. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.

Stock : Hayvan mevcudu. Üremesi için (bir yere) koymak. Stoklamak. Birikmiş, satılmamış, istifli mallar. ambardaki mal. Kütük. Stok etmek. Bulundurmak (bir yerde). Et suyu. Stok. Birikim.

Strain : Gerginleştirmek. Uygulanan bir kuvvet etkisi ile yamrulmaya uğrayan bir nesnenin boyutsal değişiminin doğal boyutuna oranı. Eğilmek. Zorlamak. Gayret etmek. Saptırmak. Uygulanan, bir gerilim sonucu bozunuma uğramakta olan bir özdekte uzunluk, alan ya da oylumun gerilim uygulamasından önceki değerinin uygulama süresindeki değerine oranı. Kasmak. Gerilmek. Gerinim.

 

Variant : Değişimli. Değişke. Varyant. Variasyona ugramış mikroorganizmalara verilen ad. Değişiklik gösteren. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Başka türlü. Başka biçim. Yerlem çatkılarının birinden ötekine dönüştürüldüğünde bir niceliğin kendine özdeş kalmama niteliği, örneğin göreli uzunluk, zaman, kütle vb. Değişik etkenler altında kalan bir halkbilim ürün ya da olayından, çok küçük ayrımlar göstererek türeyen yeni ürün ya da olayların her biri. bk. çekim.

Seasonings : Terbiye. Çeşnilik. Lezzet verme. Mevsimlendirme. Sos. Lezzet veren. Çeşni. Bahar.

Spices synonyms : var., taxonomic category, bacteria species, mathematical space, absolute space, type species, fish species, spicery, outer space, form, infinite, genus, attribute, aerospace, phase space, aromatic herbs, taxon, variety, spice, seasoning, spicing, condiment, taxonomic group, topological space.

Spices zıt anlamlı kelimeler, Spices kelime anlamı

Concentrated : Konsantre. Derişik. Çok güçlü. Dikkatini vermiş. Yoğun. Yoğunlaşan. Yoğuşuk. Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek).