Spieling türkçesi Spieling nedir

Spieling ingilizcede ne demek, Spieling nerede nasıl kullanılır?

Spiel : Söz. Laf. Söylemek. Ağız kalabalığı. Konuşmak. Satıcı ağzı. Konuşma. Laf kalabalığı. Nutuk.

Spieled : Laf. Söz. Laf kalabalığı. Konuşma. Söylemek. Konuşmak.

Spieler : Dolandırıcı. Kumarbaz.

Spielers : Dolandırıcı. Kumarbaz.

Spiels : Satıcı ağzı. Konuşma. Konuşmak. Söylemek. Laf. Söz. Laf kalabalığı.

Counterspies : Karşı casuslukla ilişkili olan casus. Karşı casus.

Glockenspiels : Orkestra çanı. Çana benzer sesler çıkaran müzik aleti.

Kriegspiel : Savaşoyunu.

Spiegeleisen : Yüksek manganlı pik.

Spiegel : Ham demir veya manganez içermeyen pik demir.

İngilizce Spieling Türkçe anlamı, Spieling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spieling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concourse : Toplanma. Terminal salonu. Meydan. Açık alan. Geniş yer. Toplantı. İzdiham. Kalabalık. Park gezinti yolu.

Causerie : Gevezelik. Makale (sohbet biçiminde). Çene çalma. Söyleşi. Sohbet.

Colloquy : Resmi konuşma. Diyalog. Çoğunlukla üniversitelerde bilim adamlarınca bir bildiri ya da bir tez üzerinde yapılan tartışma. üniversite ve yüksek okullarda bilimsel çalışmalara kılavuzluk etmek ya da yapılan çalışmaları değerlendirmek amacıyla düzenlenen seminer türünde toplantı. Mükaleme. Karşılıklı konuşma. Bilimsel tartışma.

 

Colloquium : Belirli bir konunun analiz edildiği veya tartışıldığı konferans. Kolokyum. Müzakere. Bir sorunu incelemek için yapılan toplantı. Seminer. Meslektaşlar toplantısı. Belirli bir konunun tartışıldığı seminer.

Articulate : Açık seçik. Açık seçik konuşmak. Açıkça söylemek. Düşünce ve duygularını rahatça dile getirebilen. Anlaşılır. Eklemlerle birleştirmek. Açık bir şekilde telaffuz etmek. Açık seçik belirtmek. Sözlü ifade etmek. Eklemli.

Circumambage : Dolambaçlı yol. Dolaylı bir şekilde meramını anlatma. Dolaylılık. Gereksiz kelimeler kullanma. Dolambaçlı yoldan konuşma.

Alleges : İtham etmek. Kanıt olarak göstermek. İleri sürmek. (kanıt olmadan) iddia etmek. İddia etmek. Bahane etmek. Mazeret olarak göstermek.

Buzz : Vızıltı. Uğultu. Perdeli çalgılarda sap veya köprü ayarı hatalarından veya perde demirlerinin fazla aşınmasından kaynaklanan, telin titreşimi sırasında üst perde demirlerine çarpması ile oluşan gürültü. Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fısıldamak. Sinyal ile çağırmak. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Alçaktan uçmak (uçak). Uğuldamak.

Apprised : Haber vermek. Haberdar etmek. Bilgi vermek. Bildirmek.

Words : Sözler. Sözcük sayısı. Sözcük. Sözcükler. Kavil. Kelimeler. Hukuki terimler ve ibareler. Güfte. Ağız kavgası.

 

Spieling synonyms : colloquiums, dialoguing, circumlocution, expressions, bespeak, engagement, chinning, faithing, commune with, exuberancy, dialog, commitment, dixit, shield, affirm, assurances, committal, chin wag, pleonasm, assurance, logorrhea, say, air, commitments, apprized, articulates, circumlocutions, the word, word, colloquies, spiel, concourses, asseveration.

Spieling zıt anlamlı kelimeler, Spieling kelime anlamı

Depressing : Düşürme etkisi yapma. Kasvetli. Kasvet verici. Üzücü. İç karartıcı. Bunaltıcı. Moral bozucu. Can sıkan. Acıklı. Hüzünlü.

Inferior : Aşağı derecede olan şey. Alt veya aşağı anlamında. Alt, alt taraf. Ast rütbede. Aşağı. Alt. Ast olan kimse. Kalitesiz. Bayağı.