Spigots türkçesi Spigots nedir

  • Tıkaç.
  • Fıçı tapası.
  • Ağaç musluk.

Spigots ingilizcede ne demek, Spigots nerede nasıl kullanılır?

Bell and spigot joint : Muflonlu bağlantı.

Spigot : Musluk tapası. Boru ağızlığı. Tahta musluk tıkacı. Fıçı tapası. Tıkaç. Musluk valfi. Muflu bağlantı. Ağaç musluk. Musluk.

Spi : Spı. Standard-poor endeksi.

Spic : Latin soyundan gelen kimse. Latin amerikalı.

Spica : Spika. Başak. Başakçı. Sivri uç (botanik terimi).

Spicate : Başak biçiminde. Başaklı. Sivri uçlu.

Spice rack : Baharat rafı. Baharat kaplarını koymak için kullanılan raf.

Spice : Çeşni katmak. İlginçleştirmek. Heyecan katmak. Çeşni. Bahar. Baharat koymak. Tat. Baharat. Tat veren şey. Bahar katmak.

Spice a food up : Baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak.

Spice road : Baharat yolu. Hindistan'dan başlayarak iran körfezi ve ırak üzerinden suriye limanlarına veya kızıldeniz yoluyla süveyş ve akabe'ye, oradan da iskenderiye'ye ulaşan kervan ticaret yolu. İktisat, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.

İngilizce Spigots Türkçe anlamı, Spigots eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spigots ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bungs : [#tıpa Tıpalamak]. Tapa. Ağzını tıpa ile kapamak. Fırlatmak. Tıpa. Savurmak. Tapalamak. Hırpalamak.

 

Lacing : Kötek. Şerit. Dayak. Kaytanla bağlama. Bağlama. Katılan alkol. Tente bağlama kaytanı. Dantel. Bağcık. Aşırı delgileme.

Corks : Mantarla kapamak. Tıpalamak. Mantarla tıkamak. Mantar. Mantar tıpa. Mantarla tapalamak. Mantar meşesi kabuğu. Tıpa. Ağzını kapatmak.

Liquor : Likör. Sıvı, mayi. bir maddenin su içindeki eriyiği.

Hard drink : Sert içki. Alkollü içki.

Grip : Tokaç sapını çeşitli biçimlerde ve yapılacak vuruşa göre kavrayış durumu. Tokacın sapını el ile kavrayış biçimi. Kavrama. Anlamak. Sıkmak. Tokaç tutuşu. Tutmak. Sıkıştırmak. Etkilenmek. Çekicin, tek parçadan ya da çift örgüden yapılmış, sert, oynaksız, atış sırasında esnemeyen tutma yeri.

Emboli : Kan pıhtısı. Emboli. Damar tıkantısı. Embolusun çoğulu, çok sayıda embolus. Embolus. Kan dolaşımında bulunan çözünmeyen bir madde kümesi (tıp veya medikal terimi).

Aqua vitae : İspirto. Alkol. Alşimide alkol. Renksiz damıtık içki “hayat suyu”. Sert içki.

Strong drink : Sert içki.

Packing : Ambalaj. Sızma ipi. Sarma. Ambalaj kağıdı. Hareketli parçalar arasından akışkanın sızmasını önleyen yağlı ip. Salmastra. Dolgu. Sandıklama. Sarmalaç.

Spigots synonyms : water faucet, ardent spirits, mixing faucet, plug, schnaps, inebriant, alcoholic beverage, hydrant, firewater, schnapps, embolus, arrack, cock, hold, john barleycorn, rum, gin, whisky, bung, bott, bitters, tequila, regulator, ouzo, handgrip, filler, botts, alcoholic drink, hard liquor, arak, stopcock, turncock, bot.

Spigots zıt anlamlı kelimeler, Spigots kelime anlamı

Pointless : Etkisiz. Beyhude. Manasızlık. Maksatsız. Yararsız. Gereksiz. Anlamsız. Puansız. Manasız. Boşuna.

Spineless : Cesaretsiz. Bel kemiği olmayan. İradesi zayıf. Dikensiz. Yüreksiz. Korkak. Karaktersiz ve tabansız. Kılçıksız. İradesiz. Metanetsiz.