Lacing türkçesi Lacing nedir

Lacing ile ilgili cümleler

English: Who's replacing you?
Turkish: Kim senin yerine geçiyor?

English: Petroleum was replacing coal as fuel.
Turkish: Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.

Lacing ingilizcede ne demek, Lacing nerede nasıl kullanılır?

Belt lacing : Kayış ekleme. Bant ekleme.

Lacings : Bağlama. Kötek. Katılan alkol. Bağcık. Dayak.

Cadillacing : Sakin olma. Halletme. Rahat. Michigan eyaletinde şehir. (argo) sakin.

Displacing : Sürmek. Yerini almak. Ülkesinden çıkarmak. Yerine geçmek. Yerinden çıkarmak. Yerinden etmek. Çıkarmak. Yerinden çıkmak. Azletmek. Yerini değiştirmek.

Emplacing : Belirli bir yere yerleştirme. Yerleştirmek. Mevzilendirmek. Mevzilendirme.

Placings : Plasman. Yerine koyma. Yerleştirme. Dökme. Tahsisli satış.

Placing : Ismarlamak. Avlama. Yatırmak (para). Oturtmak. Dökme. Koymak. Vermek (sipariş). Plasman. Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması. Görevlendirmek.

Solacing : Bir üzüntüyü hafifletmek. Teselli etmek. Avuntu. Avutmak. Azaltmak. Avunç. Teselli.

Laciness : Dantelli olma. Dantel gibi olma niteliği. Dantelli olma niteliği. Dantellilik. Dantel niteliğinde olan.

 

Interlacings : Atlamalı biçimde yapma. Geçmeli tarama. Televizyon tarama tekniği. Örgülü tarama. Tek ve çift satırların ayrı olarak tarandığı ve görüntünün atlar gibi belirdiği görüntüleme metodu (bilgisayar). Aralıklı yapma.

İngilizce Lacing Türkçe anlamı, Lacing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lacing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shoelace : Kundura bağcığı. Ayakkabı bağcığı. Ayakkabı bağı. Pabuç bağı.

Buffeting : Zorlanma. Tokatlayan. Cama vurması. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Tokatlama. Vurma. Elle vurma hareketi. Dövme. Gövde titreşimi.

Filleting : Saç bandı. Fileto kesmek. Şerit takmak. Bantlamak. Fileto. Kemiksiz et. Pervaz. Fileto yapmak. Tiriz.

Bastinado : Dövmek. Falakaya yatırmak. Falaka. Falakaya çekmek. Sopa.

Braid : Saç örgüsü. Saçını örmek. Bağlamak. Örgü. Örmek. Kordon. Tutturmak. Bant. Saçını örgü yapmak. Şeritle süslemek.

Anchoring : Saplamak. Ankraj. Madde ortaklaması. Sabitlemek. Sunuculuk yapmak. Açık oturum yönetmek. Tespit. Demir atmak. Sağlama bağlamak. Demirleme.

Flagellation : Flajelasyon. Flagellasyon. Kırbaç ile cezalandırma. Kamçılama cezası. Kırbaçlama. Kırbaçlama cezası. Kamçı ile cezalandırma. Kırbaç cezası. Kamçılama.

Cord : Fitil. Bağ. Fitilli kadife giysi. Sicim. Fitilli kadife. Bağlamak (kablo vb). İple bağlamak. Elektrik akımı ileten, üzeri yalıtkanla örtülü, çeşitli boydaki madenden kalın tel. Odun tartı birimi.

 

Caning : Sopa.

Bastings : Dövme. Teyelleme. Teyel.

Lacing synonyms : fustigation, affiliations, doylies, thrashing, bondings, bonding, lacings, whacking, dayaks, cordons, corporal punishment, bootlace, shoestrings, clamping, laces, whipping, gimp, tab, buffetings, cording, affigere, cudgelling, drubbing, coupler, coupling, birching, chastening, shoe, gimps, lace, licking, lashing, canings.

Lacing ingilizce tanımı, definition of Lacing

Lacing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of securing, fastening, or tightening, with a lace or laces.