Bağcık nedir, Bağcık ne demek

  • Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ

"Bağcık" ile ilgili cümleler

  • "İnce belini önden bağcıklarla bağlanmış bir korsaj sıkmıştı." - N. Eray

Yerel Türkçe anlamı:

Otomobil iç lastiğinden uzunlamasına kesilmiş ince parça.

Çocuğun kulaklarının şekli bozulmaması için çene altından geçirilip, tepesinde bağlanan bağ. 2.bk. bağcak-1.

Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip

Göl kamışı.

Kaplumbağa

Arabalarda, okun arabaya takılan yeri.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Ayakkabı bağı. (*Yalvaç -Isparta; Azot -Kütahya)

Kadınların çocuklarını sırtlarında taşımak için kullandıkları kalın ip. (Yeşilköy *Gelendost -Isparta)

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Isparta kenti, Eğirdir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bağcık anlamı, tanımı:

Bağcı : Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse. Bağ yetiştirip ürününü satan kimse.

Bağcıklı : Bağı olan, bağı bulunan.

Bağcıksız : Bağı olmayan, bağsız.

Bağlama : Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Bağlamak işi. Ulama. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.

 

Şerit : Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri. Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan. Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası. Dar, uzun kıyı parçası. Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası.

Biçim : Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri.

Bağ : Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bağlam, deste, demet. Meyve bahçesi. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. İlgi, ilişki, rabıta. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. Sargı. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne.

Bağcık atmak : Biçilen ekini demet yapmak.

Bağcık ipi : Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip

 

Bağcıklı yarım potin : Lastikli yarım potinden sonra moda olan potin.

Bağcık ile ilgili Cümleler

  • Nehri görmeden önce bağcıkları sökme.
  • Ben bağcıklarımı bağladım.
  • Ali ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.
  • Onlar ayakkabı bağcıklarını bağladı.
  • Yaptığı ilk şey, bağcıklarını çözüp ayakkabılarını kaldırmaktır.
  • Tom, bağcıklarını tek başına bağlayamaz.
  • Tom, bağcıklarını kendisi bağlayamaz.

Diğer dillerde Bağcık anlamı nedir?

İngilizce'de Bağcık ne demek? : n. lace, shoelace, bootlace, shoestring, string, lacing

Fransızca'da Bağcık : lacet [le]

Rusça'da Bağcık : n. шнур (M), веревка (F)