Bağcı nedir, Bağcı ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Sürek avında, avın geçeceği yerde bekleyen kimse.

Ekin biçenlerin arkasında bağlam yapan işçi.

Ekin biçenlerin arkasında demet bağlayan kimse.

Hayvanların kırık çıkığını bağlayan, tedavi eden kimse.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa ilinde, Siverek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Bağcı anlamı, kısaca tanımı:

Göz bağcı : Göz bağı yapan kimse, illüzyonist.

Kasık bağcı : Kasık bağı yapan veya satan kimse.

Bağcık : Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ.

Bağcıklı : Bağı olan, bağı bulunan.

Bağcıksız : Bağı olmayan, bağsız.

Bağcılar : İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.

Bağcılık : Bağcının yaptığı iş.

Göz bağcılık : Göz bağcının yaptığı iş, illüzyonizm. El çabukluğu ile göz boyama.

Ürün : Eser. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Hadde : Madenleri tel durumuna getirmek için kullanılan ve türlü çapta delikleri olan çelik araç.

 

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Şerit : Dar, uzun kıyı parçası. Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası. Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası. Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan. Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri.

Bobin : Fotoğraf filmi rulosu. Makara. İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt. Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu.

Bant : Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit.

Bağ : Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. İlgi, ilişki, rabıta. Meyve bahçesi. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Bağlam, deste, demet. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. Sargı.

 

Bağcığaz : Karabük ili, Ovacuma bucağına bağlı bir bölge. Sakarya ilinde, Geyve belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Bağcık atmak : Biçilen ekini demet yapmak.

Bağcık ipi : Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip

Bağcıklı yarım potin : Lastikli yarım potinden sonra moda olan potin.

Bağcılı : Çorum kenti, Sungurlu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bağcıllı : Aydın şehrinde, Nazilli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Bağcı ile ilgili Cümleler

  • Tom, bağcıklarını kendisi bağlayamaz.
  • Yaptığı ilk şey, bağcıklarını çözüp ayakkabılarını kaldırmaktır.
  • Amacın üzüm yemek olsun, bağcıyı dövmek değil.
  • Ben bağcıklarımı bağladım.
  • Nehri görmeden önce bağcıkları sökme.
  • Onlar ayakkabı bağcıklarını bağladı.
  • Tom, bağcıklarını tek başına bağlayamaz.
  • Ali ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.

Diğer dillerde Bağcı anlamı nedir?

İngilizce'de Bağcı ne demek? : n. vinegrower, vigneron, one who cultivates vines for winemaking, vinedresser

Fransızca'da Bağcı : vigneron [le], viticulteur [le]

Almanca'da Bağcı : n. Hacker, Weinbauer, Weingärtner, Winzer