Hadde nedir, Hadde ne demek

Hadde; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Saban.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kalın telleri inceltmekte kullanılan, üzerinde çeşitli çapta dairevî delikleri olan demir araç. (*Aksaray -Niğde)

Uzun kayışlar üzerine paralel çizmekte kullanılan tahta araç. (-Uşak; *Senirkent -Isparta; *Aksaray - Nğ.)

Bilimsel terim anlamı:

Haddeleme işleminde, haddelenen parçaları indirgeyen silindir biçimli sert demir ya da çelikten yapılmış araç.

İngilizce'de Hadde ne demek? Hadde ingilizcesi nedir?:

roll

Hadde anlamı, tanımı:

Haddeden geçirmek : Madenleri tel durumuna getirmek için haddeyi kullanmak. en küçük ayrıntısına kadar incelemek, dikkatle araştırmak.

Hadde fabrikası : Som demire çubuk, köşebent, levha, ray vb. biçimler verilen yapımevi.

Haddehane : Büyük yassı levhaların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer.

Haddeci : Hadde işiyle uğraşan kimse.

Haddecilik : Haddecinin yaptığı iş.

Haddeleme : Haddelemek işi.

Haddelemek : Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu istenilen biçime getirmek.

Maden : Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak. Maden ocağı veya maden işletmesi. Metal. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Bu mineralden yapılmış. Uyuşturucu, esrar, eroin.

 

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Delik : Cezaevi. Delinmiş olan. Dar, küçük açıklık. Küçük hayvan yuvası. Dar, küçük çukur.

Çelik : Zayıf fakat güçlü (vücut). Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Kök salması için yere dikilen dal. Bu alaşımdan yapılmış. Kısa kesilmiş dal. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

 

Hadde izi : Haddeleme sırasında, metal yüzey üzerinde, haddelerin bıraktığı izlerden oluşan yüzey kusuru.

Haddelenmiş : Haddeleme işleminden geçmiş olan.

Haddelenmiş alaşım : Haddelenme işleminden geçmiş alaşım.

Haddelenmiş çelik : Haddeleme işleminden geçmiş metal çubuk.

Haddelenmiş çubuk : Haddeleme işleminden geçmiş çelik.

Haddelenmiş kabuk : Haddeleme sırasında oluşan ve önceden giderilememiş kabuğun, haddelenip yüzeye girmesiyle ortaya çıkan yüzey kusuru.

Haddelenmiş tel : Haddelenerek yapılmış tel.

Haddelenmiş ürün : Son işlem olarak, haddelenme işlemi uygulanmış tüm metal parçalar.

Haddeli boyama : Metalleri, haddelerden geçirerek uygulanan boyama yöntemi.

Diğer dillerde Hadde anlamı nedir?

İngilizce'de Hadde ne demek? : n. roller mill, rolling mill

Fransızca'da Hadde : laminoir [le]; filière [la]

Almanca'da Hadde : Walze

Rusça'da Hadde : n. прокатный стан (M), вальцовый станок (M)

adj. острый, критический