Lace türkçesi Lace nedir

  • Oya.
  • Bağlarını geçirmek (ayakkabıya).
  • Renklerle çizgilemek.
  • Bağlanmak.
  • Bağ.
  • Ayakkabıya bağlarını geçirmek.
  • Şerit.
  • Süslemek.
  • Dantellemek.
  • Hafif alkol katmak (içkiye).
  • Bağlamak.
  • Bağcık.
  • Dantel.
  • İçki katmak.

Lace ile ilgili cümleler

English: She laced her shoes.
Turkish: O ayakkabılarını bağladı.

English: Ali tied his shoe laces.
Turkish: Ali ayakkabı bağlarını bağladı.

English: Ireland is famous for its lace.
Turkish: İrlanda, danteliyle meşhurdur.

English: Ali bought new laces for his shoes.
Turkish: Ali ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.

English: I bought lace curtains for my bedroom window.
Turkish: Yatak odamın penceresi için dantel perdeler aldım.

Lace ingilizcede ne demek, Lace nerede nasıl kullanılır?

Lace boots : Bağcıklı çizmeler.

Lace bug : Dantel böceği.

Lace curtain : Dantel perde.

Lace into : Pataklamak. Azarlamak. Paylamak. Saldırmak. Çatmak. Yumrukla saldırmak.

Lace machine : Dantel tezgahı.

Lace pillow : Kırlent. Dantelli yastık.

Lace up : Bağcıklarını bağlamak. Bağlamak. Bağlamak (ayakkabı). Bağcıklı ayakkabı.

Lace up shoes : Bağcıklı ayakkabı.

Lace making : Dantel işi.

Lace maker : Dantela yapıcısı.

İngilizce Lace Türkçe anlamı, Lace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Laceworks : Dantela.

Knot : Düğümlemek. Boğum boğum olmak (kaslar). Deniz mili. Kanut kuşu. İlmik. Karmakarışık etmek. Karıştırmak. Düğümlenmek. Dolaşmak. Dolaştırmak.

Enlace : Dolamak. Dolaştırmak. Birbirine geçirmek. Sarmak. Sıkıca sarmak.

Bindle : Eroin. Bohça. Ufak uyuşturucu tozu paketi. (argo) demet.

Bundle : Çıkın. Demet. Paldır küldür gitmek. Tıkıştırmak. Sokuşturmak. Deste. Çok para. Toplamak. Tomar.

Assign : İş vermek. Pay olarak vermek. Saptamak. Görev vermek. Göreve seçmek. Tahsis etmek. Havale etmek. Belirlemek. Bir işe koymak.

Shoelace : Ayakkabı bağcığı. Kundura bağcığı. Pabuç bağı. Ayakkabı bağı.

Accessing : Erişim.

Affiliate : Katılmak. Üyeliğe kabul etmek. Yakınlaşmak. Kabul etmek. Üye olmak. Üye olarak almak. Üye etmek. Evlat edinmek. Katmak.

Coiler : Başka bir nesneyi saran kimse veya şey. Kangal sarıcı. Bağlayıcı. Koyler. Bobin sarıcı.

Lace synonyms : array, pleach, doyly, astricted, binder, entwine, interlace, affixture, attach, affiliates, adorn, fascias, cordons, be connected, affiliating, arrays, alliances, ruche, binders, shoestrings, filleting, tissue, wattle, bedecking, embroidery, attaching, chevron, doylies, beautified, bedighted, adhering, beautifies, adhered.

Lace zıt anlamlı kelimeler, Lace kelime anlamı

Untwist : Açılmak. İplerini çözmek. Açmak. Bükümünü açmak. Çözmek. İplerini ayırmak. Çözmek için zıt yönde döndürmek. Halletmek.

Unravel : Çözülmek. Sökülmek (örgü). Zor bir şeyi çözmek. Çözülmek (zor bir şey). Sökülmek. Ortaya çıkarmak. Açmak. Sökmek (örgü). Sökmek (örgü veya örülü bir şey vb'ni). Aydınlatmak.

 

Unknot : Bir düğümü açmak. Bağlanmış bir ipi veya halatı çözmek. Bir düğümü çözmek.

Lace antonyms : untwine, untie, unfasten.

Lace ingilizce tanımı, definition of Lace

Lace kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To unite with a lace or laces, or, figuratively. with anything resembling laces. To interlace. A string, cord, or band, usually one passing through eyelet or other holes, and used in drawing and holding together parts of a garment, of a shoe, of a machine belt, etc. To twine or draw as a lace. To be fastened with a lace, or laces. To fasten with a lace. To intertwine. That which binds or holds, especially by being interwoven. To draw together with a lace passed through eyelet holes. As, these boots lace.