Laces türkçesi Laces nedir
Laces ile ilgili cümleler
English: Ali tied his shoe laces.
Turkish: Ali ayakkabı bağlarını bağladı.
English: Ali bought new laces for his shoes.
Turkish: Ali ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.
English: Ali and Mary switched places.
Turkish: Ali ve Mary yer değiştirdiler.
English: Ali and Mary show up at the strangest places.
Turkish: Ali ve Mary en garip yerlerde ortaya çıktı.
English: Ali almost always gets places on time.
Turkish: Ali neredeyse yerlere her zaman zamanında varır.
Laces ingilizcede ne demek, Laces nerede nasıl kullanılır?
Add to favorite places : Sevilen yerlere ekle. Sık aranan yerlere ekle.
Beginners pleasel places : Başlıyoruz. Yönetmenin çalışmaya başlamak istediğini gösterir buyruğu.
Birthplaces : Doğum yeri. Doğumyeri.
Bootlaces : Çizme bağcığı. Bağcık.
Change places : Yerleri değiştirmek.
Fireplaces : Ocaklık. Yangın yeri. Ocak. Şömine.
Glaces : Düz. Glase. Parlak. Şekerlenmiş. Şekerle kaplı.
Holy places : Mukaddes yerler. Kutsal yerler. Filistin'de isa peygamber ve hıristiyanlık dini ile ilgili yerler ve tapınaklar. Kutsal yer. Mübarek yerler. Dini değer taşıyan yerler.
Commonplaces : Klişe. Klişeler. Sık söylenen söz. Beylik laf. Beylik laflar.
Go places : Başarılı olmak. Bahtı açık olmak. Mesleğinde ilerlemek. Başarmak (argo terim). Dünyayı gezmek. Dünyayı dolaşmak. Seyahat etmek. Hayatta ilerlemek.
İngilizce Laces Türkçe anlamı, Laces eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Laces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Distort : Çarpıtmak. Saptırmak. Çarpmak. Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteç tarafından aşırı sürülmesi sonucu kırılarak bozulmasıyla kendine has sert sesin oluşması. Tahrif etmek. Kırmak. Kirlenmek. Biçimini bozmak. Eğri büğrü etmek. Bükmek.
Coilers : Koyler. Bobin sarıcı. Bağlayıcı. Kangal sarıcı. Başka bir nesneyi saran kimse veya şey.
Interlace : Kimyasal bir sistemin iki fazı arasındaki dokunma yüzeyi. Geçmeli tarama. Karışmak. Geçmeli tarama tv. Ağ gibi örmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Karıştırmak. Birbirine dolamak. Geçmek. Birbirine geçirmek.
Twine : Çöreklenmek. Kalın sicim. Dolanmak. Sarmak. Sarılmak. Örmek (çelenk). Dolamak. Bükmek. Bulaştırmak (işe). Kaba şeyler dikmeye, bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik.
Cordon : Kordon görevli veya araçlardan oluşan dizi. Kordon altına almak. İnsan dizisi. Polis kordonu. Şerit kurdele. Bükme kaytanı. Askeri kordon. Kordon.
Braid : Saçını örgü yapmak. Şeritle süslemek. Örgü. Kordon. Saç örgüsü. Örmek (saç). Bağlamak. Saçını örmek. Tutturmak.
Lacings : Bağlama. Dayak. Katılan alkol. Kötek.
Cording : İple bağlamak. Bağlamak (kablo vb). Bağlamak. Kütükleri yığmak. Fitilli kadife. Kordon. İp.
Binder : Asıl güvence belgesi düzenleninceye kadar geçerli olmak ve güvencenin yapıldığını göstermek üzere verilen belge. Madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Sicim. Cilt yapan kimse, cilt ustası. Bağlayıcı. Geçici anlaşma. Ciltçi. Cilt makinası. Biçerbağlar. Klasör.
Cord : Fitilli kadife. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bağlamak. Lastik ipliği. Elektrik akımı ileten, üzeri yalıtkanla örtülü, çeşitli boydaki madenden kalın tel. Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon. Dışlastiğin katmanlarına katılan pamuk, ipek, naylon gibi iplikler. Odun tartı birimi. Fitilli kadife giysi.
Laces synonyms : pleach, fascias, affixture, tied, plash, bundle, bindle, ruche, bootlace, band, intertwine, doylies, coiler, wattle, lace, shoestring, alliance, twist, wreathe, embroidery, shoestrings, chevrons, cordons, wind, cordoning, entwine, shoelace, enlace, chevron, bootlaces, alliances, ammunition clip, pinking.
Laces zıt anlamlı kelimeler, Laces kelime anlamı
Unlaced : Bağcıklarını çözmek. Bağcıklarını açmak (ayakkabı). Bağcıklarını açmak. Bağlarını açmak. Bağını çözmek. Açmak. Çözmek. Bağlarını çözmek.
Untwist : Çözmek. Bükümünü açmak. Açmak. Açılmak. İplerini çözmek. İplerini ayırmak. Çözmek için zıt yönde döndürmek. Halletmek.
Unravel : Sökülmek. Çözülmek (zor bir şey). Çözülmek. Çözmek. Açmak. Sökmek (örgü). Zor bir şeyi çözmek. Sökmek (örgü veya örülü bir şey vb'ni). Aydınlatmak. Ortaya çıkarmak.
Laces antonyms : untwine, unknot.

Bu kısımda Laces kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Laces ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Laces anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Laces ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.