Spoken türkçesi Spoken nedir

Spoken ile ilgili cümleler

English: A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
Turkish: Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.

English: "Is this Arabic?" "No, it's Uyghur - a language that's spoken in northwestern China."
Turkish: Bu, Arapça mı? Hayır, Uygurca. Kuzeybatı Çin'de konuşulan bir dil.

English: Ali has never spoken to me.
Turkish: Ali asla benimle konuşmadı.

English: According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
Turkish: Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.

English: Ali had never spoken to Mary before that time.
Turkish: Ali o zamandan önce Mary ile hiç konuşmadı.

Spoken ingilizcede ne demek, Spoken nerede nasıl kullanılır?

Spoken english : Konuşulan ingilizce. Konuşma ingilizcesi.

Spoken for : Temsil etmek. Lehinde konuşmak. Rezerve veya ayrılmış. Adına konuşmak.

Spoken in response : Karşılık vermek.

Spoken language : Konuşulan dil. İnsanların iletişim için kullandıkları dil. Sözlü dil. Bir dilde ağızdan ağıza değişerek çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan ve yazı dilinden farklı olan dil: şuncacıktan kuşbazlığa vurup ipini boşlamasaydık, nice baltalara sap olduktu, adam sırasına bile girdik gittiydi (k. tahir, yol ayrımı, s. 75). oni anlatāyim, oni anlatalum, bak sen de ėyi hatirlattuntun oni. tebi baştan başlāyirum ha (t. günay, rize ili ağızları, s. 245) vb. karşıtı yazı dili'dir. İnsanların konuştukları dil. Konuşma dili.

 

Spoken out : Dile getirmek. Daha yüksek sesle konuşmak. Açıkça söylemek. Konuşmak. Serbestçe konuşmak. Sesli konuşmak. Ne düşündüğünü açıkça söylemek.

Fair spoken : Kandırıcı. Saygılı. Tarafsız veya dürüstçe söylenen. Kibar konuşan. Uygar. Kibar. Medeni. Nazik konuşan. Nazik. Tatlı dilli.

Spoken to : Değinmek. Konusunda konuşmak. Konuşmak (ile).

Spoken words : Telaffuz edilen kelime. Sesli olarak telaffuz edilen sözcük. Konuşulan kelime. Halk okumaları şiir veya düzyazı çalışmaları.

Free spoken : Açıksözlü. Açık sözlü. Sözünü esirgemeyen.

Plain spoken : Dobra dobra konuşan. Açık sözlü.

İngilizce Spoken Türkçe anlamı, Spoken eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoken ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oral test : Öğrencilerin, işlenen konular ya da üniteler çerçevesinde kazandıkları bilgi ve beceri yönünden durumlarını; düşünme ve kavrayış bakımından olgunluk derecelerini anlamak ve değerlendirmek amacıyla, soru-yanıt yönteminden yararlanarak yapılan küçük sınav. Sınav. Sözlü yoklama.

Colloquium : Seminer. Kolokyum. Belirli bir konunun analiz edildiği veya tartışıldığı konferans. Müzakere. Meslektaşlar toplantısı. Bir sorunu incelemek için yapılan toplantı. Belirli bir konunun tartışıldığı seminer.

 

Causerie : Sohbet. Makale (sohbet biçiminde). Çene çalma. Söyleşi. Gevezelik.

Viva voce : Şifahen. Sözlü olarak.

Engaged to be married : Adaklı. Nişanlı.

Oral : Ağızdan. Konuşma yoluyla çağdan çağa, kuşaktan kuşağa aktarılan boşinanç. bk. boşinanç. krş. sözlü gelenek, sözlü görenek. Ağız, ağızla ilgili. Ağız ile ilgili; ağızla aynı tarafta. Oral. Sözlü boşinanç. Ağızla ilgili. Oral yolla. Ağız. Sözel.

Expressed : Belirgin. Sözle ifade edilen. İfade edilen. Kelimelerle anlatılan. Aşikar. Açık. Detaylı bir şekilde tanımlanan.

Deliveries : Dağıtma. Devretme. Tevziat. Doğurma. Doğum. Verim. Teslim etme. Teslimler. Teslim.

Conversations : Söyleşi. Cinsel birleşme. Sohbet. Görüşme.

Talked : Konuşmak. Görüşmek.

Spoken synonyms : verbalised, conversation, speaking, fiancee, soft, talker, word of mouth, vocalizer, dialogue, fiancees, verbalized, colloquies, orals, chin wag, articulate, fiance, nuncupative, talkers, concourse, fiances, verbal, speakings, dialog, unwritten, causeries, talkings, oral examination, colloquiums, colloquy, delivery, concourses, in words, uttered.

Spoken zıt anlamlı kelimeler, Spoken kelime anlamı

Inarticulate : Eklemsiz. Dilsiz. Konuşma özürlü. Anlaşılmaz. Konuşamaz. Belirsiz. İyi ifade edilmemiş. Kendini iyi ifade edemeyen. İnartikülat. Derdini anlatamayan.

Written : Yazılı. Yazılmış. Yazıya dökülmüş. Tahriri.

Loud : Cırtlak. Be.yüksek sesle. Yüksek sesle. Yüksek (ses). Abartılı. Cart (renk). Yüksek sesli. Parlak. Patırtılı. Yüksek.

Spoken ingilizce tanımı, definition of Spoken

Spoken kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Delivered by word of mouth. The spoken word. Uttered in speech. As, a spoken narrative. Oral.