Spoken to türkçesi Spoken to nedir

  • Konusunda konuşmak.
  • Konuşmak (ile).
  • Değinmek.

Spoken to ile ilgili cümleler

English: Ali has never spoken to me.
Turkish: Ali asla benimle konuşmadı.

English: Ali had never spoken to Mary before that time.
Turkish: Ali o zamandan önce Mary ile hiç konuşmadı.

English: Ali hasn't spoken to me about it yet.
Turkish: Ali henüz benimle onun hakkında konuşmadı.

English: Ali has spoken to me.
Turkish: Ali benimle konuştu.

English: Ali hasn't spoken to me for several days.
Turkish: Ali birkaç gündür benimle konuşmadı.

Spoken to ingilizcede ne demek, Spoken to nerede nasıl kullanılır?

Spoken : Konuşma. Konuşulan. Sözlü. Konuşan.

To : -mek -mak (mastar). İle. Kadar. İla. Göre. -e kadar. Ye. Oranla. Karşı. E.

Spoken english : Konuşma ingilizcesi. Konuşulan ingilizce.

Spoken for : Adına konuşmak. Temsil etmek. Rezerve veya ayrılmış. Lehinde konuşmak.

Spoken in response : Karşılık vermek.

Spoken language : Sözlü dil. Konuşma dili. İnsanların konuştukları dil. Konuşulan dil. Bir dilde ağızdan ağıza değişerek çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan ve yazı dilinden farklı olan dil: şuncacıktan kuşbazlığa vurup ipini boşlamasaydık, nice baltalara sap olduktu, adam sırasına bile girdik gittiydi (k. tahir, yol ayrımı, s. 75). oni anlatāyim, oni anlatalum, bak sen de ėyi hatirlattuntun oni. tebi baştan başlāyirum ha (t. günay, rize ili ağızları, s. 245) vb. karşıtı yazı dili'dir. İnsanların iletişim için kullandıkları dil.

 

İngilizce Spoken to Türkçe anlamı, Spoken to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoken to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adverted : Reklam. İma. Zikretmek. Dokundurmak. Bahsetmek. İlan.

Adverts : Zikretmek. Reklam. Dokundurmak. Duyuru (ingiliz ingilizcesi). İma. Bahsetmek. İlan. İlan (ingiliz ingilizcesi). Reklam (ingiliz ingilizcesi).

Speak to : Seslenmek. Konuşmak.

Brush : Fırça. Süpürmek. Çalı. Temizlemek. Hafifçe değmek. Savmak. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çalılık. Hafifçe dokunmak.

Referring : İma etmek. İlgili olmak. Başvurma. Yararlanmak. Başvurmak. Bahsetmek. Havale. İlgili olarak. Dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi. İzafeten.

Dealt : Dağıtmak. Alışveriş etmek. Uğraşılan. İlgilenmek. Uğraşmak. Meşgul olmak. Kağıt dağıtmak. Vurmak. Ele almak.

Adverting : İma. Dokundurmak. Reklam. İlan. Bahsetmek. Zikretmek.

Deal : Paylaştırmak. Kağıtları dağıtma sırası. Vurmak. Ele almak. Oyun kağıdı dağıtmak. Kağıt dağıtmak. Miktar. Davranmak. (bir sorunla) ilgilenmek.

Advert : İma. Reklam (ingiliz ingilizcesi). İlan. Dokundurmak. İlan (ingiliz ingilizcesi). Reklam. Zikretmek. Bahsetmek. Duyuru (ingiliz ingilizcesi).

Referred : Ait olmak. Sevketmek. İma etmek. Atfetmek. Göndermeli. Ait saymak. Başvurmak. Yararlanmak. Kastetmek. Bakmak.

Spoken to synonyms : mentions, mention, deals, refer, spoke to, refers.