Sprigs türkçesi Sprigs nedir

  • Fışkın.
  • Budamak.
  • Bahar dalı.
  • Filizcik.
  • Delikanlı.
  • Başsız çivi.
  • Ufacık dal parçası.
  • İnce dal.
  • Başsız çivi çakmak.
  • Filiz.

Sprigs ingilizcede ne demek, Sprigs nerede nasıl kullanılır?

Sprig : Filizcik. Filiz. İnce dal. Başsız çivi çakmak. Başsız çivi. Delikanlı. Fışkın. Ufacık dal parçası. Bahar dalı. Budamak.

Sprigged : Küçük kıvrımlara bezenmiş. Küçük dallarla süslenmiş.

Spriggy : İnce dalları olan. Küçük dalları olan. İnce dallı. İnce dallarla dolu.

Sprightlier : Canlı. Şen şakrak. Hareketli. Neşeli. Hayat dolu. Şen. Neşe. Neşeyle. Neşeli biçimde.

Sprightliest : Neşeli. Hareketli. Neşe. Şen şakrak. Şen. Canlı. Neşeli biçimde. Hayat dolu. Neşeyle.

Sprigtail : Dikkuyruklu bir kuzey amerika ördeği. Kara başlı dikkuyruk.

Spring a leak : İşemek. Akmaya başlamak. Su almaya başlamak. Su sızdırmaya başlamak.

Sprightly : Neşeyle. Şen şakrak. Şen. Neşe. Canlı. Neşeli biçimde. Neşeli. Hayat dolu. Hareketli.

Spring : Sustalı. Genellikle kireçtaşı ve alçı taşı gibi kayaçların yaygın olduğu yörelerde görülen az çok tuzlu, içilmeye elverişli olmayan kaynaklar, bk. acı su. Yaylı. Köprü yayı. Memba. Tuzlu su kaynağı. Çıtlatmak. Kaynak. Hareketli köprüye sahip gitarlarda, esnekliğiyle köprünün iki yönlü hareket ettirilmesini sağlamak amacıyla köprü yuvası içerisine yerleştirilen ve sayısı köprü sertliği ile doğru orantılı, bir ucu pençeye diğeri bloğa tutturulmuş metal nesne. Yay.

 

Spring balance : Yaylı kantar. Yaylı tartaç. Kantar. Bir yayın ucuna asılmış bir nesnenin ağırlığını, bir ileyicinin konumu, ile gösterecek biçimde bölümlenmiş aygıt. Yaylı terazi.

İngilizce Sprigs Türkçe anlamı, Sprigs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprigs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amputating : Kesmek (bir uzvu). Kesmek (ağaç veya organ vb). Kesmek (ağaç, organ). (organ veya ağaç) kesmek. Kesmek. Organını almak.

Ordination : Sınıflandırma. Buyurma. Atanma ve kutsanma. Papazlığa atanma töreni. Atanma.

Boys : Erkek (genç). Oğul. Erkek hizmetli. Erkek çocuk. Oğlan. Erkek çocuklar.

Hierarchy : Mertebeler silsilesi. Sıradüzen. Basamaklar düzeni. Aşama düzeni. Hiyerarşi. Sıra düzen. Alt-üst ilişkisi içindeki çeşitli aşamaları içeren bir yapı ya da oluşum. Aşama sırası. Sıradüzeni.

Burgeons : Sürmek. Gelişmeye başlamak. Tomruk. Tomurcuk. Filizlenmek. Filiz vermek. Tomurcuklanmak.

Shoots : Füze fırlatma. Ateş etme. Fotoğraf çekme. Budak. Çekim. Mesafe. Keresteyi rendeleme. Avlak.

Drumstick : But. Bacak (kümes hayvanında). Baget. Tavuk ya da kuş butu. Tavuk budu. But (tavuk). Davul tokmağı. Davul tokmağı veya trampet sopası. Trampet değneği.

Button : Sayı. Düğmelemek. Puan. Tuş. Tomurcuk. Buton. Düğmelenmek. Elektriksiz kılıçoyunu savutlarında, namluların ucuna sivriliğini gidermek için konan düğmecik. Namlu düğmesi. Düğme.

 

Concatenation : Art arda bağlama. Birleştirme. Birbirine bağlı olaylar dizisi. Birbirine bağlama. Ardışıklık. Bitiştirme.

Fellers : Koca. Şahıs. Arkadaş. Adam. Sevgili. Genç adam.

Sprigs synonyms : patterned advance, electrochemical series, march equinox, helium group, electromotive series, stations of the cross, lanthanide series, electromotive force series, lops, capita, columella, cordon, amputates, boy, caput, ordering, wickers, lopped, sucker, sprig, season, nexus, garcons, claspers, headless nail, progression, adolescents, stations, detruncate, actinide series, chain, sequence, cion.

Sprigs zıt anlamlı kelimeler, Sprigs kelime anlamı

Autumnal equinox : Sonbahar noktası. Güz ılımı. Sonbahar ekinoksu. Sonbahar çekidi. Güz ılımı 23 eylül'e rastlayan ekinoks.

Stand still : Kımıldamamak. Hareket etmemek. Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Hareketsiz kalmak. Kımıldamadan durmak.