Stagnate türkçesi Stagnate nedir

Stagnate ingilizcede ne demek, Stagnate nerede nasıl kullanılır?

Stagnated : Kesat olmak. Hiç ilerlememek. Durgun olmak. Durgunlaşmak. Hiç gelişmemek. Durgun yapmak.

Stagnates : Durgunlaşmak. Durgun yapmak. Durgun olmak. Hiç ilerlememek. Kesat olmak. Hiç gelişmemek.

Stagnating : Kesat olmak. Hiç gelişmemek. Durgun yapmak. Hiç ilerlememek. Durgun olmak. Durgunlaşmak.

Stagnation : Durağanlık. Cansızlık. Durgunluk. Bir görüşme sırasında çeşitli yineleyici sorular ve ilgi azaltıcı etkenlerden ötürü konuşmanın tekdüzeleşmesi üzerine yanıtların basmakalıp ve üstünkörü biçimler almasına yol açan durum. Duralama. Hareketsizlik. Stagnasyon. Kesatlık. Ekonomik duraklama. Mıymıntılık.

Stagnation thesis : Durgunluk savı. Mutlak gelir önsavına göre gelir artışına bağlı olarak ortalama tüketim eğiliminin düşeceği öngörüsünden hareketle, büyüyen bir ekonomide yatırımların reel gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı sabit varsayıldığında, kamu harcamalarının reel gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı artmadığı durumda ekonomilerin durgunluğa gireceğini ileri süren sav.

Stagnant air : Hareketsiz hava. Kımıldamayan hava. Durağan hava. Durgun hava.

 

Stagnant : Akmaz. Atıl. Tembel. Durgun ve pis (su). Mıymıntı. Sönük. Rakit. Ruhsuz. Dural. Hareketsiz.

Economic stagnation : Piyasa durgunluğu. Ekonomide durgunluk. Ekonomik durgunluk.

Stagnancy : Miskinlik. Kesatlık. Hareketsizlik. Tembellik. Atalet. Durgunluk.

Stagnant hypoxia : Durgunluk hipoksisi. Stagnant hipoksi. Akciğerlerdeki kısmi oksijen basıncı ve hemoglobin yoğunluğu normal olmasına rağmen dolaşım durgunluğuna bağlı olarak gerçekleşen hipoksi, stagnant hipoksi.

İngilizce Stagnate Türkçe anlamı, Stagnate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stagnate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Languish : Dert etmek. İsteksiz olmak. Hali kalmamak. Üzülmek. Zayıf düşmek. Gevşemek. Güçsüzleşmek. (ticaret) durgun gitmek. Ruhsuzlaşmak.

Be at a standstill : Hareket etmemek. Kesilmiş vaziyette olmak. Duraklamış olmak. İşlemez halde olmak. Durmak. Kesilmek. Kımıldamamak. Durmuş vaziyette olmak.

Calmed down : Yatışmak. Öfkesi yatışmak. Rahatlamak. Sakin olmak. Durulmak. Mayna olmak. Sakinleşmek. Soğumuş. Yatıştırmak.

Slack : Gevşek. Yavaşlatmak. Durgun. Mıymıntı. Gayretsiz. Gevşeklik. Uyuşuk. Hafiflemek. Kaytarmak.

Languished : Üzülmüş. Çürümek. Cansızlaşmak. Durgunlaşmış. Hali kalmamak. Cansızlaşmış. Üzülmek. Gevşemiş. Çürümüş.

Dragged : Söz konusu etmek. Sürüklemek. Taramak. Sürümek. Ağırdan almak. Sürünmek. Ağ ile suyun dibini taramak. Sürüncemede kalmak. Sokmak.

Slackens : Laçka olmak. Yavaşlatmak. Söndürmek (kireç). Azaltmak. Tembellik etmek. Durulmak. Gevşemek. Koyvermek. Hız kesmek.

Be : Var olmak. Bulunmak. Anlamına gelmek. -dı. Berylliumb (berilyum). Olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Mal olmak. -dir. -di.

 

Languishes : Cansızlaşmak. Canlılığını yitirmek. (ticaret) durgun gitmek. Hali kalmamak. İsteksiz olmak. Üzülmek. Sürünmek. Ruhsuzlaşmak. Gevşemek.

Stagnate synonyms : stagnates, drags, slackened, be in the doldrums, slacken, calm down, stagnated, calming down, stagnating, drag, become dull.

Stagnate zıt anlamlı kelimeler, Stagnate kelime anlamı

Work : Sızdırmak (para). Koparmak (para). Emek sarfetmek. İşe yaramak. Seğirmek. İş yapmak. İyesinin özelliğini taşıyan, gerek biçim ve gerekse içeriği bakımından birlik gösteren düşünü ve sanat ürünü. Üretimi geliştiren en önemli etken; yapılana katılan insan gücü. yapılan işte para ile ölçümlenen insan emeği. İşletmek. Çalışmak.

Stay : Kalma. Bastırmak (açlığı). Kalmak. İkamet etmek. Durdurmak. Kalış. Alıkoymak. Sürdürüp tamamlamak. Ertelemek. Durmak.

Stagnate ingilizce tanımı, definition of Stagnate

Stagnate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be motionless. Hence, to become impure or foul by want of motion. As, air stagnates in a close room. Stagnant. As, blood stagnates in the veins of an animal. To cease to flow.