Stand up for türkçesi Stand up for nedir

Stand up for ile ilgili cümleler

English: We have to stand up for minority rights.
Turkish: Azınlık haklarını korumalıyız.

English: I'll stand up for you.
Turkish: Ben seni savunacağım.

English: I doubt that Tom has the courage to stand up for what he believes in.
Turkish: Tom'un inandığı şeyin arkasında duracak cesareti olduğundan şüpheliyim.

English: Stand up for me.
Turkish: Beni savun.

English: We must stand up for our rights.
Turkish: Biz haklarımızı savunmalıyız.

Stand up for ingilizcede ne demek, Stand up for nerede nasıl kullanılır?

Stand : Göğüs germek. Desteklemek. Ayakta durmak. Durmak. Kalmak. (teklif) geçerli olmak. Çekilmek. Devam etmek. İhtiyaç duymak. Kanıtlamak.

For : -e karşı. -e elverişli. Bir takımyıldızın adı. Yönünden. -e. Süresince. Yerine. Yüzünden. Olarak.

Stand up : Yılmamak. Bekletmek. Göğüs germek. Dayanmak. Ayağa kalkmak. Kalkmak. Taraftarı olmak. Savunmak. Anlaşmayı yerine getirememek. Ağaç etmek.

Stand up collar : Gömlek yakası. Dik yaka.

Stand up reception : Ayaküstü resepsiyon.

Up for grabs : Herkes tarafından alınabilir. Herkes kapabilir. Herkes tarafından elde edilebilir. Herkes bulabilir. Herkes elde edebilir. Herkese açık olan. Herkesçe ulaşılabilir. Herkesçe erişilebilir. Elde etmek için çaba göstermeye niyetli herkese açık. Herkese açık.

 

Up for : Hazır.

Be up for : Havasında olmak. Aday olmak.

Be hard up for money : Para sıkıntısı çekmek.

Stand upright : Dinelmek. Dik durmak.

İngilizce Stand up for Türkçe anlamı, Stand up for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stand up for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Favour : Kayırma. İyilik. Kolaylaştırma. Yanında olmak. Gözetmek. Lehinde olmak. Yardım. Vermek.

Assert : İddia etmek. Olduğunu göstermek. Söylemek. Bildirmek. Öne sürmek. Sözlerle savunmak. Teyit etmek. Belirtmek. İleri sürmek (emin bir şekilde). Hakkını savunmak.

Enlist : Sağlamak (destek). Asker olmak. (destek veya yardım vb) sağlamak. Askere kaydolmak. (destek) sağlamak. Askere almak. Kaydolmak. Gönüllü yazılmak. Askere kaydetmek.

Assists : Yardım etmek. Asistanlık yapmak. İmdat. Hazır bulunmak. Sayı yaptırma. Muavenet. Asiste etmek. Yardımcı olmak.

Beareth : Taşımak. Üretmek. Doğurmak. Acı çekmek. İmal etmek. Katlanmak. Dayanmak. Doğum yapmak. Bear (doğurmak).

Protect : Vikaye etmek. Kollamak. Koruyup kollamak. Saklamak. Yabancı mala yüksek gümrük koyarak yerli malı korumak. Muhafaza etmek. İltimas etmek.

Argues : Belli etmek. İspatı olmak. Münakaşa etmek. Becelleşmek. İleri sürmek. İddia etmek. İkna etmek. Tartışmak. Göstergesi olmak. -e belirti olmak.

Back up : Arka çıkmak. Destek olmak. Yardımcı olmak. Geri geri gitmek. Geri gitmek. Bilgisayar yedeklemek. Yedeklemek. Desteklemek (kanıtla). Yedeğini almak.

Argue : Göstergesi olmak. Becelleşmek. Görüşmek. İddia etmek. Kandırmak. -e belirti olmak. Kanıtlamaya çalışmak. -e alamet olmak. Tartışmak. Münakaşa etmek.

 

Favor : Bkz.favour. Kabul etmek. Lütuf. Tutmak. Şereflendirmek. Uygun görmek. Yüreklendirmek. İyilik.

Stand up for synonyms : supports, bolster, argue for, protects, bear somebody out, enlists, be for, assisting, backed up, be a party to, accommodate with, declare oneself, advocating, argued, be with, defend, bear out, favoring, advocated, enlisting, show favor, championing, hold by, assist, asserts, support, show favour, championed, afforce, advocate, arguing, champion, argue for something.