Stick up for türkçesi Stick up for nedir

Stick up for ingilizcede ne demek, Stick up for nerede nasıl kullanılır?

Stick : Hokkabazın tabağı düşürmeden çevirmede kullandığı ince değnek. Hödük. Şaşırtmak. Takmak. Kumpas. Direk. Yapışmak. Uçaktan ardarda atlayan askerler. Kol. Değnek.

For : Bir takımyıldızın adı. Çünkü. Namına. Diye. Uğruna. Karşılığında. -e. Adına. -e uygun. -e rağmen.

Stick up : Dikilmek. Silahlı soygun yapmak. Dikmek. Saplamak. Bir yeri soymak. Dik durmak. Soymak.

Stick up to : Kafa tutmak. Karşı koymak. Göğüs germek. Direnmek.

Up for : Hazır.

Save up for a rainy day : Kara gün için para biriktirmek.

Cover up for : Saklamak. Kusurunu gizlemek. Korumak.

Make up for lost time : Yitirilen zamanı kapatmak için yoğun çalışmak. Zaman kaybını telafi etmek. Kaybedilen zamanı telafi etmek için sıkı çalışmak. Eksiklerini kapatmaya çalışmak. Kaybedilen zamanı telafi etmek.

Beef up forces : Kuvvetleri arttırmak. Güçleri arttırmak.

Gear up for the election campaign : Seçim kampanyası için çalışma etkinliğini artırma. Seçim kampanasına hazırlanma.

İngilizce Stick up for Türkçe anlamı, Stick up for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stick up for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Backed up : Destekli. Bir aracı ters yöne doğru sürmek. Arka çıkılmış. Destek sağlamak. Gerilemek. Birikmek. Yedeğini almak (özellikle de bilgisayar dosyalarında). Arkalı. Orijinalinin zarar görmesi veya kaybolması durumunda kullanılmak üzere bir kopyasını çıkarmak. Yedeklemek.

Championing : En iyi. Müdafaa etmek. Şampiyon. Üstün niteliklere sahip kimse. Uğrunda mücadele vermek. Çok yetenekli kimse. Destek olmak.

Assist : Muavenet. Asiste etmek. Yardım etmek. Asistanlık yapmak. Yardımcı olmak. Sayı yaptırma. İmdat. Hazır bulunmak.

Asserts : İddia etmek. Hakkını savunmak. Teyit etmek. Savunmak (hak). Demek. İleri sürmek. Savlamak. İleri sürmek (emin bir şekilde). Öne sürmek.

Beareth : Üretmek. Acı çekmek. Bear (doğurmak). Dayanmak. Doğum yapmak. İmal etmek. Katlanmak. Taşımak. Doğurmak.

Arguing : İddia etmek. Tartışma. Tartışmak. Münakaşa etmek. Kandırmak. Görüşmek. İspatı olmak. Göstergesi olmak. İtiraz etmek. Belli etmek.

Advocated : Avukat. Savunucu. Müdafi. Yandaş. Müdafaa etmek. Korumak. Taraftar.

Declare oneself : İddia etmek.

Sympathises : Sempatizanı olmak. Aynı acıyı hissetmek. Başsağlığı dilemek. Duygularını paylaşmak. Yakınlık duymak. Yakınlık göstermek. Acımak. Sempati duymak. Etkileşmek.

Assists : Yardım etmek. Asiste etmek. Sayı yaptırma. İmdat. Hazır bulunmak. Asistanlık yapmak. Yardımcı olmak. Muavenet.

Stick up for synonyms : be with, assisting, assert, afforce, accommodate with, sympathised, champion, be slanted towards, argue for, sympathizing, bear out, side with, be a party to, sympathize, advocate, championed, argues, argue, sympathized, sympathizes, sympathise, uphold, argued, stand for, argue for something, upheld, bolster, advocating, bear somebody out, back up, defend.