Stickle türkçesi Stickle nedir
- Tereddüt etmek.
- İnatçılık etmek.
- Pürüz çıkarmak.
- Tereddüd etmek.
- İnat etmek.
- Titiz davranmak.
- Titizlenmek.
Stickle ile ilgili cümleler
English: My formidable grandmother was such a stickler for language that whenever she heard someone ask "Can I…" she would interrupt and snap back at them, "I don't know, can you? If you don't know yourself how would I know what you're capable of? If you're asking permission say 'May I…' "
Turkish: Benim müthiş büyükannem dil için öylesine titizdi ki ne zaman birinin "Can I.."ile soru sorduğunu duysa onların sözünü keser ve ani reaksiyon gösterirdi, "ben bilmiyorum, sen? Neyi yapabildiğini kendin bilmiyorsan ben nasıl bilirim? Eğer izin istiyorsan 'May I...' de"
English: Ali is a stickler for the rules.
Turkish: Ali kurallara karşı titizdir.
English: Ali is usually a stickler for the rules.
Turkish: Ali genellikle kurallara bağlıdır.
Stickle ingilizcede ne demek, Stickle nerede nasıl kullanılır?
Stickleback : Deniz dikenli balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dikenli balıkgiller (gasterosteidae) familyasından, 15-20 cm kadar uzunlukta, birinci sırt yüzgecinin yerinde 14-19 tane diken bulunan, avrupa denizlerinde yaşayan bir tür. Dikenli balık.
Sticklebacks : Dikenli balık. Türlerinden kimisi şerit arakonakçılığı yapabilen pulsuz balıklar familyası. Dikenli balıkgiller. Dikenlibahkgiller. Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, geri kemikli omuzlular (catosteomi) alt takımından, pulları olmayan, sırt yüzgeçlerinin ön ışınları dikenlere değişmiş, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir familya.
Stickled : Tereddüd etmek. Titizlenmek. Titiz davranmak. İnat etmek. Pürüz çıkarmak. Tereddüt etmek.
Stickler : İnatçı veya tutucu kimse. Tutucu kimse. Disiplini seven. Titiz kimse. Belirli bir konuda titizlik gösteren kimse. İnatçı. Kılı kırk yaran kişi.
Sticklers : İnatçı veya tutucu kimse. Tutucu kimse. Titiz kimse. Belirli bir konuda titizlik gösteren kimse. İnatçı.
Three spined stickleback : Üç-dikenli balık. Üç iğneli dikenli balığı. Dikence balığı. Asalak şeritlerin ikinci arakonakçılarından bir balık türü. Üç dikenli balık. Adi dikenli balığı.
Stickling : Pürüz çıkarmak. Titizlenmek. Tereddüd etmek. Tereddüt etmek. Titiz davranmak. İnat etmek.
Stick around : Bir yere kaybolma. Bir yere ayrılmayın. Bir yerde çakılı kalmak. Takılmak. Ayrılmamak. Kalmak. Bir yerden ayrılmamak. Etrafında dolaşmak. Yakınında bekle. Bizi izlemeye devam edin.
Stick at nothing : Her şeyi göze olmak. Korkusu olmamak. Hiçbir şeyden çekinmemek.
Stick at : -den çekinmek. Yapmayı reddetmek. Bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek. Bir işi bırakmamak. Sıkı çalışmaya devam etmek.
İngilizce Stickle Türkçe anlamı, Stickle eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Stickle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Persevere : Sonuna kadar direnmek. Tahammül etmek. Bekinmek. Sebat etmek. Üstelemek. Devam etmek. Direşmek. Direnmek. Azimle devam etmek.
Halted : Bocalamak. Duraksamak. Topallamak. Sendelemek. Aksamak. Durdurmak. Tökezlemek. Durmak.
Fuss : Telaş. Üzerine titremek. Özen göstermek. İnce eleyip sık dokumak. Gereksiz yere telaşlanmak. Telaşlandırmak. Dertlenmek. Yaygara. Ortalığı velveleye vermek.
Demurs : Karşı koymak. Karşı çıkmak. Kabul etmemek. Duraksama. Tereddüt. Etmek. İtiraz. Zorluk çıkarmak. İtiraz etmek.
Baulks : Ayak diremek. İnatla yürümemek. Sürülmemiş tarla. Engel. Engellemek. Ket. Kaçınmak. Durdurmak. Duraksamak.
Debate : Görüşme. Danışmak. Tartışma. Çekişme. Görüşmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dikkate almak. Düşünüp taşınmak. Çok düşünmek. Tartışmak.
Nag at : Başının etini yiyerek istemek. Vıdı-vıdı etmek. Dırdır etmek. Sürekli olarak istemek. Vıdı vıdı etmek. Başının etini yemek.
Fussing : İnce eleyip sık dokumak. Üzerine titremek. Yaygara koparmak. Telaşlandırmak. Gereksiz yere telaşlanmak. Özen göstermek.
Threap : İnatla uğraşmak. İnatçılık. İnatlaşmak. Dövmek. Adlandırmak. Vurmak.
Stickle synonyms : stickles, argue, oscillated, dithers, hesitated, be obstinate, falter, balk, obstinate, perseveres, hang back, balks, halts, faltered, be vague about something, strain a gnat, balking, persist, get stiff, contend, stickled, split hairs, split, persisting, splitting hairs, persevered, baulking, hesitates, stickling, fluctuated, falters, oscillate, demurred.
Stickle ingilizce tanımı, definition of Stickle
Stickle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the current below a waterfall. A shallow rapid in a river. To separate combatants by intervening. Hence, to quiet, to appease, as disputants. To separate, as combatants.

Bu kısımda Stickle kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Stickle ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Stickle anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Stickle ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.