Stickled türkçesi Stickled nedir

  • Pürüz çıkarmak.
  • Tereddüd etmek.
  • Titiz davranmak.
  • İnat etmek.
  • Tereddüt etmek.
  • Titizlenmek.

Stickled ingilizcede ne demek, Stickled nerede nasıl kullanılır?

Stickle : Tereddüt etmek. Titiz davranmak. Pürüz çıkarmak. İnat etmek. Titizlenmek. Tereddüd etmek. İnatçılık etmek.

Stickleback : Dikenli balık. Deniz dikenli balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dikenli balıkgiller (gasterosteidae) familyasından, 15-20 cm kadar uzunlukta, birinci sırt yüzgecinin yerinde 14-19 tane diken bulunan, avrupa denizlerinde yaşayan bir tür.

Sticklebacks : Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, geri kemikli omuzlular (catosteomi) alt takımından, pulları olmayan, sırt yüzgeçlerinin ön ışınları dikenlere değişmiş, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir familya. Dikenli balıkgiller. Dikenlibahkgiller. Dikenli balık. Türlerinden kimisi şerit arakonakçılığı yapabilen pulsuz balıklar familyası.

Stickler : Titiz kimse. Tutucu kimse. Belirli bir konuda titizlik gösteren kimse. Disiplini seven. İnatçı veya tutucu kimse. İnatçı. Kılı kırk yaran kişi.

Sticklers : İnatçı veya tutucu kimse. Titiz kimse. Belirli bir konuda titizlik gösteren kimse. Tutucu kimse. İnatçı.

Stick at : Sıkı çalışmaya devam etmek. -den çekinmek. Bir işi bırakmamak. Bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek. Yapmayı reddetmek.

 

Nine spined stickleback : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dikenli balıkgiller (gasterosteidae) familyasından, 4-7 cm kadar uzunlukta, tatlı su balıklarından en küçüklerinden, birinci sırt yüzgeci yerine 9-11 diken taşıyan, erkekleri su bitkileri arasında yuva yapan ve yavrularına bakan bir tür. Dikence.

Stickling : Tereddüd etmek. Tereddüt etmek. Titizlenmek. Titiz davranmak. İnat etmek. Pürüz çıkarmak.

Threespined sticklebacks : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dikenli balıkgiller (gasterosteidae) familyasından, 10 cm kadar uzunlukta, yeşil renkli, birinci sırt yüzgeci yerinde üç diken bulunan, avrupa ve anadolu'nun tatlı ve tuzlu sularında yaşayan bir tür. Üç dikenli balık.

Be a stickler : İnatçı olmak. Israrcı olmak. Titiz olmak.

İngilizce Stickled Türkçe anlamı, Stickled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stickled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fussing : Gereksiz yere telaşlanmak. İnce eleyip sık dokumak. Üzerine titremek. Özen göstermek. Telaşlandırmak. Yaygara koparmak.

Fusses : Telaş. Velvele. Özen göstermek. Yaygara. Dertlenmek. Gereksiz yere telaşlanmak. Yaygara koparmak. Ortalığı velveleye vermek. Üzerine titremek.

Oscillate : Kararsız olmak. Dalgalanmak. Salınmak. Bocalamak. Sarkaç gibi sallanmak. Sallanmak. Çalkanmak.

Splitting hairs : İnce eleyip sık dokuma. Kılı kırk yarma. Kılı kırk yarmak. Uzun uzadıya inceleme. İnce eleyip sık dokumak. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durma.

 

Falter : Titremek (ses). Titrek bir sesle konuşmak. Yalpalamak. Sendelemek. Duraklamak. Tutuk konuşmak. Düşmek. Sarsılmak.

Halts : Tökezlemek. Durdurmak. Sendelemek. Duraksamak. Bocalamak. Topallamak. Kesmek. Durmak. Aksamak.

Split hairs : Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. İnce eleyip sık dokumak. Uzun uzadıya incelemek. Küçük değişiklikler yapmak. Kılı kırk yarmak.

Fluctuate : Azalıp çoğalmak. Bir yükselip bir azalmak. Değişmek. Bocalamak. Yükselip alçalmak. Dalgalanmak. Kararsız olmak. İnip çıkmak. Düzensiz hareket etmek.

Dither : Kararsız olmak. Telaş. Eli ayağı titremek. Kararsızlık ve heyecana kapılmak. Kararsızlık. Duraksamak. Eli ayağına dolanmak. Panik yapmak.

Stickled synonyms : stickling, bound, stickles, debate, fuss, contend, baulks, dithered, strain a gnat, balk, fence, persevered, demur, falters, hesitate, stickle, dithers, split, hesitates, fluctuated, halt, be obstinate, baulking, argue, faltered, perseveres, baulked, hang back, persisted, demurring, demurs, balks, balking.

Stickled zıt anlamlı kelimeler, Stickled kelime anlamı

Unbound : Ciltlenmemiş. Ciltsiz (kitap). Serbest. Bağımsız. Bağını çözmek. Başsız. Ciltsiz. İlişkisiz. Bağsız. Bağlantısız.

Plain : Süssüz. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Sadelik. Sade bir biçimde. (sürekli) şikayet etmek. Ova. Açıklık. Vuzuh. Sade.