Oscillate türkçesi Oscillate nedir

Oscillate ingilizcede ne demek, Oscillate nerede nasıl kullanılır?

Oscillated : Bocalamak. Tereddüd etmek. Sallanmak. Salınmak. Tereddüt etmek. Sarkaç gibi sallanmak. Kararsız olmak. Dalgalanmak. Titremek. Sallandırmak.

Oscillates : Sarkaç gibi sallanmak. Kararsız olmak. Tereddüt etmek. Bocalamak. Titremek. Sallandırmak. Çalkanmak. Salınmak. Dalgalanmak. Sallanmak.

Oscillating : Salınımlı. Titreşen. Salınan. Sallanan. Titrer.

Oscillating conveyor : Sallantılı oluk. Sarsak taşıyıcı. Sarsak oluk.

Oscillating current : Osilasyon akımı. Belli sıklıkta titreşen akım. Salınımlı akım.

Oscillations : Titreşim. Sallanma. Kararsızlık. Salınım. Tereddüd. Salınımlar.

Oscillator strength : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik. Titreşirgücü.

Oscillations of population : Herhangi bir kentte ya da bölgede yaşayan nüfusun, belli bir süre içinde azalıp çoğalması. Nüfus salınımları.

Oscillator : Titreşim oluşturan alet. Elektromanyetik dalgalar yayan bir cihaz. Osilatör. Her çeşit (elektrik, mekanik, optik, akustik, vb.) salınım oluşturan aygıt. Salınım yapan dizge. değiştirilebilen sıklıkta dalgalı akım çıktısı veren üreteç, anlamdaş salıngan, titreşki. Sallayıcı. Titretici. Salınaç. Titreşir. Kendine özgü bir titreşim sayısında titreşim yapan nesne.

 

Oscillator crystal : Salıngaç kristali. Osilatör kristali.

İngilizce Oscillate Türkçe anlamı, Oscillate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oscillate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dithered : Titrek. Duraksamak.

Blows : Büyütmek. Tomurcuk açmak. Blow (üflemek). Bitmek. Filizlenmek. Dalgalandırmak. Çıkmak. Islık çalmak. Nefes vermek. Patlatmak.

Hang : Asılmak. İdam etmek. Asılı durmak. Kaplamak (duvar kağıdı). Takmak. Eğilmek. Sarkmak. Asarak idam etmek. Eğmek (başını). Adam asmak.

Flounder : Batmamak. Batmamak için çabalamak. Bata çıka yürümek. Dil balığı. Bata çıka ilerlemek. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, yanyüzergiller (pleuronectidae) familyasından, denizlerde yaşayan bir tür. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, yanyüzergiller (pleuronectidae) familyasından, 40 cm kadar uzunlukta, avrupa kıyılarında yaşayan ve kıyılardan ırmak ve göllere kadar geçen bir tür. Dere pisisi.

Vibrate : Titretmek.

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Hover : Etrafında gezinmek. Havada belli bir noktada durmak. Havada durmak. Havada bir yerin üzerinde durmak. Fazla hareket etmeden üzerinde ve etrafında uçmak. Civciv yuvası. Bekleyip durmak. Duraksamak.

Be undecided : Kararsız kalmak. Tereddütte olmak.

Billow : Şişirmek (yelkeni). Dalga dalga kabarmak. Dalgalandırmak. Kabarmak. Çok duman çıkarmak. Buram buram çıkmak (duman). Büyük dalga. Rüzgarla şişmek. Dalgalar halinde yükselmek.

 

Oscillate synonyms : be in two minds, fluctuated, fibrillate, shillyshally, sway, be vague about something, flounders, bob, sloshes, fluttered, dilly dally, floundering, flown, jiggle, pendulate, dally, become loose, halts, jiggling, dithers, roll, demurs, swing, access control, bickers, dangle, flicker, abort, sways, floats, fibrillating, dawdle along, halted.

Oscillate ingilizce tanımı, definition of Oscillate

Oscillate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move backward and forward. To vibrate like a pendulum. To sway. To swing.