Hang türkçesi Hang nedir

  • Adam asmak.
  • Asılı durmak.
  • Takmak.
  • İpe çekmek.
  • Kavrama.
  • Kaplamak (duvar kağıdı).
  • Asmak.
  • Bağlanmak.
  • Eğmek (başını).
  • Duvar kağıdı kaplamak.
  • Batmak.
  • İdam etmek.
  • Sarkmak.
  • Eğmek.
  • Asılmak.
  • Dayanmak.
  • Bağlı olmak.
  • Kapma.
  • Asarak idam etmek.
  • Eğilmek.
  • Sallandırmak.
  • Asılı olmak.
  • Sarkıtmak.

Hang ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary hang out together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte takılıyorlar.

English: Ali can hang tough, I am sure.
Turkish: Ali sertleşebilir, eminim.

English: Ali doesn't want to hang out with us.
Turkish: Ali bizimle takılmak istemiyor.

English: Ali doesn't like to hang out with people who smoke.
Turkish: Ali sigara içen insanlarla takılmaktan hoşlanmaz.

English: Ali doesn't hang out with Mary anymore.
Turkish: Ali Mary ile artık takılmıyor.

Hang ingilizcede ne demek, Hang nerede nasıl kullanılır?

Hang about : Amaçsızca ortalarda dolanmak. Sürtmek. Başıboş gezmek. Gezinmek. Sallanmak. Üşenmek. Oyalanmak. Dolanmak. Aylak aylak dolaşmak. Beklemek.

Hang around : Sallanmak. Başıboş gezerek oyalanmak. Üşenmek. Beklemek. Amaçsızca ortalarda dolanmak. Gezinmek. Sağda solda oyalanmak. Sürtmek. Oyalanmak. Aylak aylak dolaşmak.

Hang back : Tereddüt etmek. Çekinmek. Duraksamak. Ağır olmak. Gönülsüz olmak. Askıya almak. Geciktirmek. Geri kalmak. Geç çıkmak. Sakınmak.

 

Hang behind : Geri kalmak. Geç çıkmak.

Hang body swinging : Asılmada, hız alarak vücudun türlü yönlere sallanması. Asılı sallanma.

Hang fire : Zamanında ateş almamak. Geri kalmak. Askıda kalmak. Gecikmek. Beklemek. Geç ateş alma.

Hang down : Ağmak. Sarkmak. Sarkıtmak. Asılmak. Sallanmak.

Hang gliding : Delta kanat sporu. Kişinin büyük bir kanada bağlı koşum tertibatına tutunarak havada uçtuğu bir spor. Uçma sporu.

Hang glide : Delta kanat sporu. Kişinin büyük bir kanada bağlı koşum tertibatına tutunarak havada uçtuğu bir spor.

Hang in the air : Havada asılı kalmak.

İngilizce Hang Türkçe anlamı, Hang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Latch on to : Anlamak. Kavramak. Benimsemek.

Dangled : Asılı tutmak. Sarkık. Asılı.

Abided : Uymak. Sadık kalmak. Beklemek. Durmak. Baki kalmak. Sadik kalmak. Katlanmak. Kurala uymak. Sadık kalmak (vaade veya karara). İkamet etmek.

Contort : Buruşturmak. Burma. Buruşmak. Eğme. Çarpıtmak. Saptırmak. Bükmek. Burmak. Kıvırmak.

Apperception : Algının belli bir konu ya da nokta üzerinde toplanması, öğrenilenin tam olarak bilincine varılması durumu. bir kimsenin yeni öğrenilen şeyi daha önceki yaşantılarıyla bütünleştirmesi, kaynaştırması işlemi. algıdan daha üstün ve daha karmaşık bir bilgi derecesi. Özalgı. İdrak. Ben tasarımı. Tamalgı.

Affixing : Tutturucu. Atmak (imza). Yapıştırmak (pul). İliştirmek. Basmak (damga). Eklemek.

Cave : Siyasi partiden kopma. Yıkılmak. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Açmak. Tünel oymak. İn. Pes etmek. Oymak. Kovuk.

 

Clings : Sıkıca sarılmak. Sarılmak. Bırakmamak. Tıngırdamak. Tırmanmak. Sımsıkı tutmak. Tutunmak. Sadık kalmak. Bağlı olmak (hatıra vb'ne).

Bend to : İnanmak. Doğru olduğunu düşünmek. Aklı yatmak. Aklına yatmak. Mantıklı gelmek. Bir şeye aklı yatmak.

Be stuck on : Tutulmak. Vurulmak. Aşık olmak.

Hang synonyms : bend, truss, executed, swings, wallpapering, bevels, attaches, be executed, contorts, be tied, gibbets, accosts, draping, cleave, attach, secure, arrive, fall, be in carey street, abrook, haltering, lopped, burst up, curves, swing, cant, hang up, drape, bag, impended, attaching, abuts, assemble.

Hang zıt anlamlı kelimeler, Hang kelime anlamı

Unfasten : Açılmak. Koyuvermek. Çözmek. Çözülmek. Açmak. Gevşemek. Gevşetmek.

Hang ingilizce tanımı, definition of Hang

Hang kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To float. To rest. The manner in which one part or thing hangs upon, or is connected with, another. To stay. Of a ball: To rebound unexpectedly or unusually slowly, due to backward spin on the ball or imperfections of ground. As, one obstinate juror can hang a jury. To hang out a banner. To dangle. As, the hang of a scythe. To fasten to some elevated point without support from below. As, to hang a coat on a hook. To suspend. To be suspended or fastened to some elevated point without support from below. To remain. Often used with up or out. To prevent from reaching a decision, esp. by refusing to join in a verdict that must be unanimous. To hang up a sign.