Straddle the fence türkçesi Straddle the fence nedir

  • İki tarafı da desteklemek.
  • Tereddütte kalmak.
  • İkilemde kalmak.
  • İki oynamak.
  • İki arada bir derede kalmak.
  • Kararsız kalmak.

Straddle the fence ingilizcede ne demek, Straddle the fence nerede nasıl kullanılır?

Straddle : Ata biner gibi üzerine oturmak. Bacaklarını iyice açıp oturmak. Eline bakmadan potu iki katına çıkarmak (poker). İki tarafı da idare etmek. Her iki tarafa yakın olmak. Her iki tarafı desteklemek veya kucaklamak. Apışıp kalmak. Her iki tarafında bulunmak. Bacaklarını açarak durmak.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Fence : Tahta perde. Etrafını çevirmek. Kaçamaklı konuşmak. Çalıntı mal satmak. Çit. Çalınmış eşya alıp satan adam. Çit ile çevirmek. Korumak. Savunmak. Eskrim yapmak.

Be on the fence : İkilemde kalmak. Muallakta kalmak.

On both sides of the fence : Konunun her iki tarafında. Tartışmanın her iki tarafında yer almak.

Sit on the fence : Yan tutmamak. Çitin üzerinde oturmak. Şaibeye düşmek. Taraf tutmamak. Herhangi bir karar almaktan kaçınmak. Taraf olmamak. Muallakta kalmak. Tarafsız kalmak. Kararsız olmak. Karar vermekte tereddüt etmek.

 

Sits on the fence : Tarafsız. Yansız. Duygusuz. Soğuk. Kayıtsız. Lakayıt. İlgisiz.

İngilizce Straddle the fence Türkçe anlamı, Straddle the fence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straddle the fence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hesitated : Duraklamak. Tereddüt etmek. Teklemek. Tereddütte bulunmak. İkirciklenmek. Duralamak. Duraksamak. Çekinmek. Tereddütte olmak.

Vibrates : Sallamak. Sakınmak. Duraksamak. Titremek. Sallanmak. Sarsmak. Titreşmek. Titretmek. Tereddüt etmek.

Be undecided : Kararsız olmak. Tereddütte olmak.

Be on the fence : Muallakta kalmak.

Seesaw : İnip çıkma. Çöğünmek. Kah öyle kah böyle olmak. Tahterevalliye binmek. Tereddüt etmek. Tereddüd etmek. İkilem yaşamak. Gidip gelmek. Aşağı yukarı ya da ileri geri sallanmak.

Hesitate : Teklemek. Tereddüd etmek. Duralamak. Duraklamak. Çekinmek. Tereddüt etmek. Tereddütte olmak. Duraksamak. Tereddütte bulunmak.

Vacillates : Bocalamak. Tereddüd etmek. Tereddüt etmek. Kararsız olmak. Karar kılamamak. Sendelemek.

Vacillated : Tereddüt etmek. Karar kılamamak. Kararsız olmak. Tereddüd etmek. Sendelemek. Bocalamak.

Vacillate : Kararsız olmak. Bocalamak. Tereddüd etmek. Tereddüt etmek. Sendelemek. Karar kılamamak.

Straddle the fence synonyms : seesaw between two opinions, seesaws.