Stringencies türkçesi Stringencies nedir

Stringencies ingilizcede ne demek, Stringencies nerede nasıl kullanılır?

Stringency : Sıkıntı. Darlık. Sıkılık. Şiddet. Kesat. Sertlik. Para darlığı. Sıkışıklık.

Astringency : Büzme. Acı set tat. Haşinlik. Büzücü olma niteliği. (tıp veya medikal terimi) yumuşak kan dokularının kasılarak sıvı boşaltmalarını sınırlandırabilme yeteneği. Kan dolaşımını kontrol etmek için yumuşak kan dokularını büzme yeteneği. Burukluk. Dudakların büzülmesine neden olan bir maddenin tadı. Sertlik. Şiddet.

Constringency : Kasılma. Sıkıştırma. Bastırma.

Stringent : Bağlayıcı. Sıkıca. Zorlu. Uyulması gereken. Kesin. Sıkıntıda olan. Zorlayıcı. Dar. Zor. Sert.

Stringent quality assurance procedures : Sıkı nitelik güvence yordamları.

Astringently : Büzücü bir biçimde. Kanamayı durdurur bir şekilde. Sıkıştırıcı olarak.

Astringents : Kanı durduran. Lokal olarak doku ve damarları büzen ilaç. Damarları büzen ilaç. Kanamayı kesici. Astrenjan. Kanamayı durduran ilaç. Büzücü. Sert. Kan durdurucu. Şiddetli.

Astringent drug : Damar sıkıştırıcı ilaç.

Constringent : Sıkıcı. Büzücü.

Astringent : Lokal olarak doku ve damarları büzen ilaç. Sert. Sindirim kanalı yoluyla meydana gelen zehirlenmelerde mukozayı büzüştürmek amacıyla kullanılan tanen vb. maddeler. Haşin. Kanamayı durduran ilaç. Damarları büzen ilaç. Acı. Kan durdurucu. Şiddetli. Büzücü.

 

İngilizce Stringencies Türkçe anlamı, Stringencies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stringencies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abruptness : Diklik. Kabalık. Sarplık. Terslik. Anilik. Tutarsızlık. Kısa ve ters oluş. Acele.

Deflations : Sönme. Enflasyona karşı alınan önlemler. Deflasyon. Hava kaçırma. Havasını söndürme. Söndürme. Enflasyon karşısında para arzını azaltma. Gururunu kırma. Paradarlığı.

Congestions : İzdiham. Kan hücumu. Sıkışma. Kan birikmesi. Kan toplanması. Kalabalık. Tıkanma. Birikme. Tıkanıklık.

Exactingness : Hatasızlık. Sadelik. Kusursuzluk. Zahmetli olma. İnsafsızlık. Doğruluk. Zorla olma özelliği. Dakiklik.

Abrasiveness : Aşındırma. Aşınma. Aşındırıcılık kalitesi. Pürüzlülük. Aşındırıcılık. Aşındırma özelliği.

Anxieties : Can atma. Kaygılar. Evham. Heves. Vesvese. Kaygı. Endişe. Merak. Bunaltı.

Fierceness : Azgınlık. Vahşet.

Boredom : Gına. Can sıkıntısı. Usanç. Bir soruşturu ya da görüşmenin dönümcül sınırı aşacak düzeyde uzaması durumunda beliren ve yanıtların özgünlüğünü yitirmesine yol açan bıkkınlık. Bıkkınlık. İlinti. Sıkılma. Bun. Afakan.

Closeness : Cimrilik. Gizlilik. Yakınlık. Tahminde yakınlık. Sıklık. Kapalılık. Havasızlık.

Acuteness : Zeka. Açıkgözlülük. Çabuk kavrayabilirlik. Çabuk kavrama. Sivrilik. Keskinlik.

 

Stringencies synonyms : pressuring, asperity, ferociousness, acerbities, lack of money, financial crisis, fervidness, austerity, brusqueness, exquisiteness, emphasis, grayness, congestion, greyness, strictness, fervencies, angst, bad weather, exiguities, annoyances, jam, brusquerie, firmness, annoyance, fastness, angularness, hardship, fellness, pokiness, astringency, emphases, tightness, money crisis.