Stripped türkçesi Stripped nedir

Stripped ile ilgili cümleler

English: The king was stripped of his power.
Turkish: Kralın gücü elinden alındı.

English: Pat stripped off his clothes and dived in.
Turkish: Pat elbiselerini çıkardı ve içeri daldı

English: The boy stripped off his clothes.
Turkish: Erkek çocuk giysilerini çıkardı.

English: Ali stripped off his dirty clothes and threw them into the washing machine.
Turkish: Ali kirli elbiselerini çıkardı ve onları çamaşır makinesine attı.

Stripped ingilizcede ne demek, Stripped nerede nasıl kullanılır?

Stripped atom : Elektronlarla çevrelenmemiş atom çekirdeği. Soyulmuş öğecik. Nükleer atom. Soyulmuş atom. Çevre eksiciklerini yitirmiş öğecik.

Stripped coating : Sıyrık kaplama. Sıyrık örtü. Sıyrılmış kaplama.

Stripped extraction meal of sunflower seed : Kabuğu soyulmuş ayçiçeği tohumunun yağının bir çözücü işlemiyle alındıktan sonraki kalıntısının öğütülmesi sonucu elde edilen ürün. Ayçiçeği tohumu soyulmuş ekstraksiyon küspesi.

Stripped press meal of sunflower seed : Ayçiçeği tohumu soyulmuş ekspeller küspesi. Kabuğu soyulmuş ayçiçeği tohumunun yağının mekanik sıkma işlemiyle alındıktan sonraki kalıntısının öğütülmesiyle elde edilen ürün.

 

Weather stripped : Hava yalıtımı yapılmış. Hava yalıtımı yapılan.

Stripping ratio : Örtü oranı. Dekapaj nispeti.

Outstripped : Daha ileri gitmek. -den üstün çıkmak. (yarışta) geçmek. Geçmek. Üstün çıkmak. Geride bırakmak. Geçmek (yarışta).

Weatherstripped : Sıkıntı veren hava veya diğer şeylerin geçişini engellemek amacıyla kapı veya pencere pervazlarına döşenen yalıtım. Kapı veya pencere yalıtımı. Kapı veya pencere contası. Hava bandı. Hava şeridi. Hava yalıtımı. Conta.

Stripping down : Soyunmak.

Stripper : Sıyırtıcı. Sıyırıcı. Soyucu. Sıyırıcı (makine). Striptizci. Rakle. Verniği ve boyayı çıkaran madde.

İngilizce Stripped Türkçe anlamı, Stripped eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stripped ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deplete : Azaltmak. Bitirmek. Tükenmek (bitmek vb). Kurutmak. Tüketmek. Dökmek. Yoksun hale getirmek.

Blanking : Tıkama. Silme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Boşluk. Karartma. Kalıpla kesme. Silmek. Kesme. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara.

Blank : Yazısız kağıt. Boş. Açık yer. Boş yer. Sayıyı önlemek (spor terimi). Feshetmek. Boş kağıt. Sövmek.

Stripteases : Striptiz.

Depletes : Tükenmek (bitmek vb). Yoksun hale getirmek. Azaltmak. Tüketmek. Kurutmak. Bitirmek. Dökmek.

 

Empty : Önemsiz. Boşuna. İçini çıkarmak. Boşalmak. Aç. Akıtmak. Anlamsız.

Grides : Kulağı tırmalayan ses çıkartarak kesmek. Kesmek. Kabaca delip geçmek. Girmek. İçine girmek.

Disrobes : Giysisini çıkarmak. Resmi giysisini çıkarmak. Çıkarmak (resmi giysisini). Elbisesini çıkarmak.

Attic : Doğru. Çatı odası. Atika ile ilgili. İnce. Çatı katı. Çatıarası oda. Tavanarası. Tavan arası. Atinalılarla ilgili.

Unmuffles : Sarındığı şeyi kaldırmak.

Stripped synonyms : stripped down, homelier, evacuate, blanked, evacuated, bare, call forth, chastest, barked, clears, austere, bruit about, stripping down, uncovers, break open, discharges, uncloak, grided, discases, debus, undress, undresses, chaste, decorticate, peel, incises, strip, arcadias, disrobe, debark, incise, burgling, baldest.

Stripped zıt anlamlı kelimeler, Stripped kelime anlamı

Clothed : Renklendirmek. Zenginleştirmek. Sarmak. Güzel bir dille anlatmak. Giyinmiş. Giydirmek. Kaplamak. Giysi sağlamak. Örtmek. Giydirilmiş.

Maximal : Büyükçe. En büyük. En fazla. Maksimal. Azami. Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Enbüyük.

Maximum : Bilişim, biyoloji, fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Azami. En fazla. Zamana bağlı olarak değişmekte olan bir niceliğin eriştiği en büyük değer. güneşte leke bolluğunun en çok olduğu, bir değişen yıldızın en parlak olduğu zamanlardaki değerler vb. En çok en büyük. İşlev değerinin en büyük, değişkene göre türevin sıfır olduğu. En çok. Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer. En yüksek derece. En büyük.