Stymies türkçesi Stymies nedir

Stymies ingilizcede ne demek, Stymies nerede nasıl kullanılır?

Stymie : Engellemek. Alt etmek. Yoluna taş koymak. Bozmak. Taş koymak. Şaşırtmak.

Stymied : Bozmak. Taş koymak. Engellemek. Şaşırtmak. Alt etmek. Yoluna taş koymak.

Stymieing : Engellemek. Şaşırtmak. Bozmak. Alt etmek. Yoluna taş koymak. Taş koymak.

Stymy : Engellemek.

Stymying : Taş koymak. Alt etmek. Bozmak. Yoluna taş koymak. Şaşırtmak. Engellemek.

Style area width : Biçem alanı genişliği.

Stye : Arpacık. İtdirseği. (gözde) arpacık. Dış arpacık. Hordeolum. Göz kapağındaki zeis veya moll ek yapı bezlerinin irinli yangısı, eksternal hordeolum.

Style : Çeşit. Bir sinemacının, televizyoncunun kendine özgü anlatım yollarının, kişisel tutum, görüş ve duyuşunun oluşturduğu özellik. Stilize etmek. Deyiş. Tavır. Bilgisayar, bitki, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Şekillendirmek. Moda. Biçimlendirmek. Demek.

Sty : İtdirseği. Arpacık (gözkapağında). Ahır gibi ev. Domuz ahırı. Stil. Çok pis ve düzensiz yer. Sti. Ahırı. Pis yer. Arpacık.

Style assignment : Biçem ataması.

İngilizce Stymies Türkçe anlamı, Stymies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stymies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Averts : Olmasını önlemek. Menetmek. Önlemek. Gidermek. Başka tarafa çevirmek. Yön değiştirmek. Bertaraf etmek. Çevirmek. Defetmek.

Astonishes : Hayret uyandırmak. Hayret etmek. Afallatmak. Şaşkınlık uyandırmak. Hayrete düşürmek. Afallaştırmak. Dudak ısırtmak. Şaşkına çevirmek. Hayret ettirmek.

Prevent : Önüne geçmek. Önlemek. Mani olmak. Alıkoymak. Önden gitmek. Menetmek. Kösteklemek. Engel oluşturmak. Yol göstermek.

Bamboozling : Aldatmak. Kafeslemek. Yamuk yapmak. Kandırmak. Üçkağıda getirmek. İşletmek. Kazıklamak.

Beat somebody hollow : Bozguna uğratmak. Mahvetmek. Tam olarak yenmek.

Foreclose : Yasaklamak. Önlemek. Parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak. Engel olmak. Reddetmek. Yasal bir hakkı kaldırmak. Rehni paraya çevirme. Zamanından önce yapmak. Bir hakkı kaldırmak.

Bottleneck : Darboğaz. Mani. Boğum yeri. Şişe boynu. Tıkanıklık. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir ekonomide döviz, ham madde, finansman gibi çeşitli varlıkların gerekli düzeyin altına düşmesiyle ortaya çıkan darlık, kıtlık ve sunum yetersizliği. bir üretim sürecinde karşılaşılan sunum ve istem dengesizliği. Engel. Bir üretim dizgesinde üretimi aksatan düzenleme yanlışları sonunda beliren tıkanıklık. Dar boğaz.

Alloyed : Alaşım hazırlamak. Alaşım yap. Değerini düşürmek. Alaşım halinde. Alaşımlı. Karışım yapmak.

Blockade : Denizden abluka etmek. Ablukaya almak. Abluka altında tutmak. Kuşatmak. Kuşatma. Blokaj. Abluka. Abluka altına almak. Abluka etmek.

Throw a spanner in the works : Çarkına etmek. Dişlileri durdurmak. Ortaya bir balgam atmak. İşi bozmak. Faaliyetin durmasına sebep olmak. Pişmiş aşa su katmak. İşlerin içine ingiliz anahratı atmak. İşin içine etmek. Tekere çomak sokmak.

 

Stymies synonyms : balk, baulking, scupper, filibuster, avoid, baulked, averted, bodycheck, baulks, affect, circumvented, adulterate, block, stymieing, abash, addle, abashes, scuppered, addles, scuppers, balks, bests, carry away the bell, obstacle, bludgeons, besting, ball up, circumvent, adulterates, stymie, bludgeoned, carry a person off his feet, forbid.