Succeed in türkçesi Succeed in nedir

Succeed in ile ilgili cümleler

English: He will without doubt succeed in the exam.
Turkish: Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.

English: He is not aggressive enough to succeed in business.
Turkish: O, iş dünyasında başarılı olmak için yeterince agresif değil.

English: A man of industry will succeed in life.
Turkish: Bir sanayi adamı hayatta başarılı olacaktır.

English: He expects to succeed in winning a scholarship by studying hard.
Turkish: O sıkı çalışarak bir burs kazanmayı başarmayı umuyor.

English: An industrious person will succeed in life.
Turkish: Çalışkan kişi hayatta başarılı olacaktır.

Succeed in ingilizcede ne demek, Succeed in nerede nasıl kullanılır?

Succeed : Başarıya ulaşmak. Başarılı olmak. Takip etmek. Sonra gelmek. Muvaffak olmak. Başarmak. Varisi olmak. -den sonra gelmek. Amaca ulaşmak. Yerine geçmek.

In : İçeriye. İçine. Dahili. İçeri doğru yönelen. Olarak. Çok moda olan. Da. Tutulan. İçeri. İktidardaki.

Succeed in an action : Davayı kazanmak.

Succeed to the crown : Tahta çıkmak.

Succeeded : Yerine geçmek. Başarılı. Varisi olmak. Başarmak. Başarılı olmak. Sonra gelmek. Başarıya ulaşmak.

 

Succeeding : Başarılı olmak. Başarı. -den sonra gelen. İzleyen. Varisi olan. Başarmak. Varisi olmak. Yerine geçmek. Başarıya ulaşmak. Yerine geçen.

İngilizce Succeed in Türkçe anlamı, Succeed in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Succeed in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contorting : Çarpıtmak. Burmak. Saptırmak. Burma. Buruşturmak. Eğmek. Eğme. Bükmek. Buruşmak.

Contrives : İcat etmek. Bulmak. Uydurmak. Akıl etmek. Tasarlamak. Yapmak. Ev idare etmek. Planlamak.

Achieving : Erişmek. Elde etmek. Gerçekleştirmek. Başararak. Temin. Kazanmak. Meydana getirmek. Başarma. Ulaşmak.

Contriving : Ev idare etmek. Uydurmak. Planlamak. Yapmak. Bulmak. Tasarlamak. Yolunu bulmak. Akıl etmek.

Crisp : Kırışmak. Kıvrılmak. Gıcır gıcır. Kıtır kıtır. Gevretmek. Dalgalandırmak. Gevrekleştirmek. Canlı. Çıtır çıtır.

Coil : Kangal etmek. Dolamak. Kangal yapmak. Güçlü bir çekimsel alan oluşturmak için elektrik iletkeninin bir yalıtkan üzerine sarılmasıyla oluşturulan düzen. Bukle yapmak. Kangal. Dolanmak. Bir mıknatıs ve bu mıknatısın çevresine sarılmış, oluşturduğu manyetik alan yoluyla çalgıdaki tel titreşiminin ses sinyaline dönüşümüne olanak sağlayan ve dışına yapıştırılan bir bez ile yalıtılan iletken tel yumağından oluşan alet. Gebeliği önleyici alet. Tutam.

Bring off : Başarıyla yürütmek. Başarılı olmak. Kurtarmak. Zorluklara rağmen başarmak. Getirmek. Üstesinden gelmek. Alt etmek. Umulmayan bir şeyi başarmak.

Bends : Mafsal ağrısı. Oynama yapmak. Hava ambolisi. Bağlamak (yelken). Eğilmek. Katlamak. Yüksekten alçağa ani basınç değişimlerinin zararlı etkisi sonucu dolaşımda erimiş haldeki gazların, serbest halde gaza dönüşmeleri sonucu oluşan gaz embolisiyle çizgili kaslarda ağrı, omurilik ve beyinde lezyonlarına bağlı felçler ve ölümle belirgin bozukluk, dekompressyon hastalığı, dalgıç hastalığı. Esnetmek. İşe geldiği gibi değiştirmek.

 

Achieved : Elde etmek. Erişmek. Erişilen. Ulaşmak. Kazanmak. Gerçekleştirmek. Meydana getirmek.

Crinkles : Hışırdamak. Kırışmak. Hışırdatmak. Kırıştırmak. Kırışık. Karıştırmak. Büzüşmek. Katlamak. Buruşmak.

Succeed in synonyms : contort, angle, crimping, bear sail, manage to, get things done, arrives, crinkle, arrive, carry it off, cranks, dost, contorts, achieve, accomplish, bat out, come through, get laid, crimps, contrive, crinkling, bend, crank, carries, get a long, fucks, achieves, brought off, accomplishing, do well, accomplishes, succeed, doing well.