Becermek nedir, Becermek ne demek

  • Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek
  • Irzına geçmek, kirletmek.
  • Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek.
  • Birini öldürmek.

"Becermek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Birinin yardım etmesi gerek. Tek başına beceremezsin." - A. Ümit
  • "Bayramlık elbiseni ilk giyişte becerdin."

Becermek kısaca anlamı, tanımı:

İşler becermek : Zararlı, gizli işler yapmak.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Çözüm : Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.

Bulmak : İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Cezaya uğramak. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Hatırlamak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir şeyi elde etmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Sağlamak, temin etmek.

 

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi. Gelmiş olan. Yetişme.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Getirmek : Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Gelmesini sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.

Bozmak : Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Kızlığına zarar vermek. Dokunmak, zarar vermek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek. Bırakmak, dağıtmak. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Kötü duruma getirmek.

Geçmek : Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Görev almak. Bir duruma uğramak, konu olmak. Üstünlük sağlamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Birinden meşk etmek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Bırakmak, vazgeçmek. Kabul edilemez olmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Çekiştirmek, yermek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kalmak, devrolmak. Yazılmak, girmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Yerini bırakıp başka yer almak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Yaşamak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yere gidip oturmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Sürümü olmak, satılmak. Geride bırakmak, aşmak. Etki yapmak, işlemek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Harcamak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Sönmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak.

 

Kirletmek : Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek. Kirli duruma getirmek, pisletmek. Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.

Öldürmek : Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Aşırı yormak. Ölmesine yol açmak. Bir canlının hayatına son vermek. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak. Etkisini ve gücünü azaltmak. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Çok üzmek. Boşuna geçmek.

Diğer dillerde Becermek anlamı nedir?

İngilizce'de Becermek ne demek? : v. do well, manage, get things done, swing, successfully arrange (Slang); fuck, copulate (vulgar)

Fransızca'da Becermek : s'appuyer

Almanca'da Becermek : v. bewältigen, deichseln, fertig bringen, hinkriegen

Rusça'da Becermek : v. успешно справляться, портить, натворить, насиловать, попортить, испортить, изнасиловать