Sunderance türkçesi Sunderance nedir
Sunderance ingilizcede ne demek, Sunderance nerede nasıl kullanılır?
Sunder : Ayrılma. Bölmek. Ayırmak. Ayırma. Kopma. Ayrılmak. Kopmak. Koparmak.
Sundered : Kopmak. Ayrılma. Bölmek. Ayırmak. Kopma. Koparmak. Ayrılmak. Ayırma.
Sundering : Ayırmak. Ayrılma. Koparmak. Ayrılmak. Ayırma. Bölmek. Kopma. Kopmak.
Sunders : Ayırma. Kopma. Bölmek. Kopmak. Ayrılma. Ayırmak. Koparmak. Ayrılmak.
Asunder : Ayrı ayrı. Birbirinden ayrı. Parçalara ayrılmış. Ayrı. Birbirinden uzak. Paramparça. Ayrılmış. Parça parça. Parçalar halinde.
Misunderstands : Yanlış yorumlamak. Yanlış anlamak. Ters anlamak.
Misunderstandings : Yanlış anlaşılma. Yanlış anlama. Anlaşamama. Geçimsizlik.
Break asunder : Parçalara ayırmak. Kırıp parçalara ayırmak. Darmadağın etmek.
Cut something asunder : Parçalamak. Parça parça kesmek.
Misunderstanding : Anlaşmazlık. Karışıklık. Geçimsizlik. Anlaşamama. Yanlış anlama. Anlaşmamazlık. Bir soru ya da sınarda yanıtlayıcının kişisel deneyim, bilgi ve ilgi alanı dışında kalan, özel anlamlı, uygun bağlam ve biçimde kullanılmayan sözcük, terim, deyim ve anlatımların beklenenden değişik anlaşılması. Yanlış anlaşılma.
İngilizce Sunderance Türkçe anlamı, Sunderance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sunderance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Obstacle : Engel. Kıvrımların önüne gelen ve onları sıkıştıran eski kütle.
Appropriations : Ödeme emri verilen krediler. Tasarruf. Öngörülen süre içerisinde belirli amaçlara harcanmak üzere ayrılan miktarlar. Tahsisat. Ödenek. El koyma. Sarf. Kendine maletme. Üstüne oturma.
Incumbrance : Destek için başkasına bağımlı olan (özellikle de bir çocuk). Taahhüt. Ağırlık. Borç. Yükümlülük. Güçlük. Bir mülk üzerinde alacak iddiası veya haciz (hukuk terimi). Yük. Masraf. Gayri menkulle yüklenen külfet veya mükellefiyet.
Checkouts : Düzeltme. Ödeme yeri. Kontrol. Hata bulma. Çıkış işlemi. Kasa. Hata ayıklama. Çıkış.
Appropriate : Kendine maletmek. El koymak. Uygun. Tahsis etmek. Tensip etmek. Özelleştirmek. İç etmek. Mülk edinmek. Tasarruf etmek. Kendine ayırmak.
Deletion : Çıkarma. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kazıma. Yazıdan çıkarılan parça. Delesyon. Siliniş. Kaldırma. Bir tip kromozom mutasyonu sonucunda dna'da bir bazın ya da bazların yok olması hali. Kromozomun herhangi bir parçasının kaybı. dnadan bir baz çiftinin veya bir parçanın kopması, delesyon.
Allows : Kabul etmek. İndirim yapmak. Fikrinde olmak. Vermek. Göz önüne almak. İzin vermek. Düşünmek. İmkan vermek. İtiraf etmek.
Breakups : Parçalanma. Çöküş. Dağılma. Bozulma. Bozulmalar.
Balk : Sıkma. Engel olmak. Ayak diremek. Yürümemekte direnmek. Duraksamak. İnat etmek. Engellemek. Bir engel karşısında duraklamak. Kütük.
Preventive : Karşılayıcı. Engel olan. Engelleyici. Önleyici şey. Önleyici tedbir. Önleyici. Koruyucu. Önleyici ilaç. Men eden. Önlem.
Sunderance synonyms : diriment impediment, straitjacket, obstruction, allot, compartmentation, appropriated, brack, breakup, conge, assignment, combout, allocating, allocated, allow, breaking up, allocate to, breakages, assortment, handicap, allowing, drag, appropriation, disjuncture, allots, defection, decampment, checkout, rupture, abruption, disassociation, breakaway, cleavage, abstracts.
Sunderance zıt anlamlı kelimeler, Sunderance kelime anlamı
Sunderance antonyms : unpermissiveness.

Bu kısımda Sunderance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sunderance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sunderance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sunderance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.