Sunders türkçesi Sunders nedir

Sunders ile ilgili cümleler

English: A foolish misunderstanding severed their long friendship.
Turkish: Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.

English: Ali always misunderstands me.
Turkish: Ali her zaman beni yanlış anlıyor.

English: A misunderstanding occurs.
Turkish: Bir yanlış anlaşılma meydana geldi.

English: Ali clearly misunderstood what I said.
Turkish: Ali ne söylediğimi açıkça yanlış anladı.

English: According to Tom, there was a misunderstanding.
Turkish: Tom'a göre bir yanlış anlaşılma vardı.

Sunders ingilizcede ne demek, Sunders nerede nasıl kullanılır?

Misunderstand : Ters anlamak. Yanlış yorumlamak. Yanlış anlamak.

Misunderstanding : Yanlış anlama. Bir soru ya da sınarda yanıtlayıcının kişisel deneyim, bilgi ve ilgi alanı dışında kalan, özel anlamlı, uygun bağlam ve biçimde kullanılmayan sözcük, terim, deyim ve anlatımların beklenenden değişik anlaşılması. Anlaşamama. Yanlış anlaşılma. Anlaşmamazlık. Geçimsizlik. Anlaşmazlık. Karışıklık.

Misunderstandings : Anlaşamama. Geçimsizlik. Yanlış anlaşılma. Yanlış anlama.

Misunderstands : Yanlış anlamak. Yanlış yorumlamak. Ters anlamak.

 

Misunderstood : Yanlış anlaşılan. Yanlış anlamak. Ters anlamak.

Break asunder : Parçalara ayırmak. Darmadağın etmek. Kırıp parçalara ayırmak.

Cut something asunder : Parçalamak. Parça parça kesmek.

Sunderance : Ayrılma. Ayırma. Kopma. Ayırmak.

Asunder : Birbirinden uzak. Parçalar halinde. Ayrı. Parçalara ayrılmış. Paramparça. Ayrılmış. Parça parça. Ayrı ayrı. Birbirinden ayrı.

Sundeck : Güneşleme verandası. Güneşlenme güvertesi.

İngilizce Sunders Türkçe anlamı, Sunders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sunders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absent oneself from : Geri çekilmek. Okuldan kaçmak. -den uzak durmak. Karışmamak. Kendini çekmek. Uzak durmak. Başka yerde kalmak. Katılmamak.

Break down : Parçalamak. Kırmak. Çökmek. Bozmak. Duygularını kontrol edememek. Baskıya dayanamamak. Yıkılmak. Kendinden geçmek. Ruhen yıkılmak.

Be off : İşe gitmemek. Bozulmuş olmak (yiyecek veya içecek). Kapalı olmak (elektrik veya ışık). Vazgeçmek. Yakışıksız olmak (davranış). Gerçekleşmemek. Gitmek. Söndürülmüş olmak (elektrik veya ışık). Olmamak.

Breakup : Bozulma. Çöküş. Dağılma. Sona erme. Kırılma. Çözülüm. Son. Bozuşma. Parçalanma.

Disaffiliating : İlişiğini kesmek. İlişkisini kesmek. Kesmek.

Carve up : Bıçaklamak. Paylaştırmak. Taksim etmek.

Cleavage : Çatlama. Çatlak. Yarma. Embriyoyu meydana getirmek üzere döllenmiş yumurtanın geçirdiği bir seri mitoz bölünme ile önce ikiye, sonra dörde, sonra 8, 16 vb. sayıda hücrelere devam eden bölünmeler sırasında morula, blastula, gastrula evrelerinin ve daha sonra da embriyonun oluşması. segmentli hayvanlarda, böceklerde, embriyonun gelişmesi sırasında vücudun parçalara ayrılması. metamerizasyon. Zigotu izleyen yarıklanma. vitellus maddesinin miktarı ve dağılımına göre total ve parsiyal olmak üzere iki türlü bölünme biçimi bulunur. eşit büyüklükte, iki veya daha fazla kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve genellikle bakteri gibi tek hücreli organizmalarda görülen eşeysiz üreme biçimi. Klivaj. Segmentasyon. Yarılma. Bir kristalin, belli doğrultularda atomların durumlarıyle ilgili içyapışkanlı ayrılıklarından ötürü, koşut düzlemler boyunca ayrılabilmesi. Göğsün dekolteden görünen kısmı.

 

Cleave : Bölünmek. Yapışmak. İkiye ayrılmak. Açmak. Çatlamak. -den ayrılmamak. Yarmak. Sadık kalmak. Delmek.

Dismembering : Organlarını ayırmak. Uzuvlarını kesmek. Sökmek. Uzuvları bedenden ayırmak. Parçalarına ayırmak. Parçalamak.

Dismembered : Organlarını ayırmak. Parçalamak. Parçalarına ayırmak. Sökmek. Uzuvlarını kesmek. Uzuvları bedenden ayırmak.

Sunders synonyms : bow out of, break off, part, abruption, allot, break, checkout, cleaves, apostatise, deflorated, appropriation, breakaway, cleavages, breakups, appropriated, break away, coaxes, break up, abstract, breaking down, allocated, appropriations, appropriate, deflower, abstractions, breaking off, breakages, assigner, cut off, parted, breaks, branch, fly off.

Sunders zıt anlamlı kelimeler, Sunders kelime anlamı

Dominant : Baskın karakter. Nüfuzlu. Baskın. Başat karakter. Dominant. Galip. Hükümran. Hakim. Yüksek. Hükmeden.

Homogeneous : Aynı yapılı olan. Homojen. Türdeş. Bağdaşık. Yapısı ve özellikleri her yerinde özdeş olan (özdek). aynı dereceli ya da aynı boyutlu olan. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Mütecanis. Tektürel. Fiziksel ve kimyasal özellikleri, çeşitli bölgelerinde ayrılık göstermeyen tek evreli dizgelerin ortak özelliği. Özellikleri, her noktasında eşdeğer olan özdek evresine ilişkin.