Superiors türkçesi Superiors nedir

Superiors ile ilgili cümleler

English: Recently there are a lot of young people who don't use respectful language to their superiors.
Turkish: Son zamanlarda üstlerine saygılı dil kullanmayan bir sürü genç insan var.

English: The chief clerk is not a hardworking man, but gets ahead rapidly because he knows how to curry favor with his superiors.
Turkish: Baş katip çalışkan bir adam değil fakat üstlerine nasıl yaltaklanacağını bildiği için çabuk ilerliyor.

English: He behaves respectfully toward his superiors.
Turkish: Üstlerine karşı saygıyla davranır.

Superiors ingilizcede ne demek, Superiors nerede nasıl kullanılır?

Superior board of disciplin : Üst disiplin kurulu. İl merkezlerinde milli eğitim yönetmeninin ya da görevlendireceği bir yönetmen yardımcısının başkanlığında, il merkezinde bulunan her türlü orta dereceli okulların yönetmenlerinden oluşan ve okullardan gönderilen disiplin kurulu kararlarını inceleyip onaylayan kurul.

Superior class : Üst düzey sınıf.

Superior commission of arbitrage : Bir iş kolunda çıkan ve birden daha çok ilde bulunan işyerlerini kapsayan toplu iş uyuşmazlıklarında işin bırakılması ya da işten çıkarma olaylarının yasaklandığı durumlarda ve il yargıcı kurulunca belirtilen temellere karşı durmalarda uyuşmazlığı çözümlemekle görevli ve son yargıyı vermekle yetkili kurul. Yüksek yargıcı kurulu.

 

Superior commission of conciliation : Başkakanın ya da görevlendireceği bir bakanın yönetiminde kurulan ve iş anlaşmazlıklarını çözümleyen kurul. Yüksek uzlaştırma kurulu.

Superior conjunction : Üst kavuşma konumu. Üst kavuşum.

Superior power : Zorlayıcı nedenler.

Superior council of discipline : İşyeri düzence kurulunun yargılarını incelemeye, değiştirmeye yetkili işveren ve sendika yetkililerinden meydana gelen kurul. Yüksek düzence kurulu.

Superior court : Mafevk mahkeme. Temyiz mahkemesi. Yüksek mahkeme. Üst mahkeme.

Superior council of arbitrators : Yüksek hakem kurulu. İşbırakımı ve işbıraktırmanın yasak olduğu işler ve işyerlerine ilişkin toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde belirli bir zaman içinde anlaşma sağlanamaması durumunda toplu sözleşmenin imzalanmasında mutlak anlamda yetkili olan kurul. türkiye’de yüksek hakem kurulu, yargıtayda iş davalarına bakan daire başkanının başkanlığında, bakanlar kurulunca seçilen üyeler, üniversite temsilcileri, devlet planlama teşkilatı, işçi ve işveren üstbirliklerinin üyelerinden oluşmaktadır. krş. uzlaştırma kurulu.

Superior planet : Dünya yörüngesinin dışındaki gezegenler. Dış gezegen. Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen (mars, jüpiter ve sonrası).

İngilizce Superiors Türkçe anlamı, Superiors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superiors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

First rate : Üstün kaliteli. Birinci kalite. Birinci sınıf. En iyisi.

Brag : Palavra atmak. Avurt zavurt etmek. Yüksekten atmak. Tafra satmak. Övünmek. Atıp tutmak. Cart curt ötmek. Övmek. Böbürlenmek.

Pontiffs : Dini lider. Papa. Piskopos. Ruhani lider. Başpiskopos. Baş rahip.

Shining : Parlayan. Parlama. Işıldama. Işıltı. Olağanüstü. Nurlu. Işıltılı. Parlak. Işık saçan. Parıltılı.

Top flight : Harika. Olabilecek en iyisi.

Topnotch : Mükemmel. Üstün. En iyi. En kral. En usta.

Above : Yukarıda. Yukarıdaki. Artık. Yukarı. Fazla. Bir şeyin üstünde. Çok.

Powers : Üs (matematik terimi). Derman. Kuvvet. Enerji. Otorite. Güç. İktidar. Yetki. Takat. Yetenek.

Haute : Yüksek düzey. (fransızca) yüksek düzey. Modaya uygun. Şık. Yüksek. Yüksek sınıf.

Condescending : Küçümseme. Küçümseyen. Tenezzül eden. Hor gören. Lütfeden.

Superiors synonyms : high performance, high ranking, weapons grade, upper level, high level, eminent, crack, gilt edged, exponent, prelate, splendid, capital, senior, high, top notch, pontiff, majestic, supreme, brilliant, leading, superb, patronizing, boss, caliber, premium, blue ribbon, preeminent, fantabulous, prime, olympian, greatest, prize, superlative.

Superiors zıt anlamlı kelimeler, Superiors kelime anlamı

Worst : En kötü şekilde. En kötü biçimde. Yenmek. En kötü. Yün iplik. En kötüsü. En fena. En kötü şey. Alt etmek.

Inferior : Bayağı. Ast olan kimse. Alt, alt taraf. İnferiyor. Aşağı. Aşağı derecede olan şey. Alt. Kalitesiz. İkinci derecede.

Subordinate : Tabi etmek. İkinci dereceye koymak. Madun. Alt. Bağlamak. Desteklemek. Tabi kılmak. Başkasının emrinde olan kimse. Ast. İkincil.

Superiors antonyms : low.