Symptomatic türkçesi Symptomatic nedir

  • Belirti türünden.
  • Belirti niteliğinde.
  • Semptomatik.
  • Belirti.
  • Bulgu niteliğinde.
  • Belirtisi olan.

Symptomatic ingilizcede ne demek, Symptomatic nerede nasıl kullanılır?

Symptomatic abortus : Herhangi bir enfeksiyonun seyri sırasında biçimlenen yavru atma. Semptomatik yavru atma.

Symptomatic alopecia : Semptomatik alopesia. İkincil kıl dökülmesi.

Symptomatic antrax : Semptomatik şarbon. Yanıkara.

Symptomatic diagnosis : Semptomatik tanı. Hastalığın ana belirtisine bakarak genellikle semptomatik bir tedaviye başlanma zorunluluğundan konan tanı.

Symptomatic rumen tympania : Semptomatik rumen timpanisi. İkincil işkembe şişkinliği.

Symptomatolytic : Semptomatolitik. Klinik belirtilerin kaybolmasına neden olan veya klinik bulguları yok eden.

Symptomatical : Semptomatik. Belirtiye ait, araz kabilinden, araza göre.

Symptom complex : Sendrom.

Polyglobulia symptomatica : Semptomatik poliglobuli. Hayvanın uzun süre susuz kalması veya su içememe nedeniyle su alımının azalması, ishal, kusma, aşırı terleme, fazla idrar yapma gibi organizmada fazla miktarda sıvı kaybına neden olan hastalık hallerinde ve su içmesini ve emiliminin engellenmesi sonucu ve şok olaylarında ortaya çıkan ve kan hacminin azalması, buna karşın hematokrit değer, alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının artışıyla belirgin bir sendrom, psödopoliglobuli.

 

Asymptomatic : Belirti vermeyen. Asemptomatik. Herhangi bir bulgu ve belirti göstermeyen, belirtisiz. Semptomsuz. Belirtisiz olan. Semptom vermeyen. Sessiz seyreden.

İngilizce Symptomatic Türkçe anlamı, Symptomatic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Symptomatic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foretokens : İşaret. İhtar.

Hint : Sezindirme. Atfetmek. İma. Hissettirmek. İma etmek. Üstü kapalı söylemek. Sezindirmek. Anıştırmak.

Evidences : Şahit. Bulgu. İz. İfade. İspat. Delil. Tanıklık. Belirginlik. Göze çarpma.

Bodement : Öngörü. Kestirme. Kehanet. İçine doğma. Tahmin. Alamet. Önsezi. Kestirim. Emare.

Clinics : Klinik. Çözüm toplantısı. Muayenehane.

Symptomatical : Belirtiye ait, araz kabilinden, araza göre.

Denotement : Gösterge. Emare. İz. İşaret.

Cue : İşaret vermek. Alıcı ışığı. Sıraya girmek. Alıcı yayına girdiğinde, alıcı yönetmenine bunu bildirmek, alıcı önünde bulunanları uyarmak amacıyla alıcıda yanan kırmızı ışık. İpucu. Son söz. Bilardo sopası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Oyuncunun, sözü karşısındakine bırakırken, söylediği son söz ya da sözler. oyunda karşısındakinin sözüne uygun karşılığı verme. karşılık. Başlama işareti.

Clinic : Klinik. Tıbbi tedavi. Bir hayvanın hasta olup olmadığının veya hastalığın nerede olduğunun araştırılması için gerekli alet ve edevatla donatılmış yer, klinik. Vizite. Cerrahi tedavi. Muayenehane. Hastane pavyonu. Seans.

Cuing : Bilardo sopası. Son söz. Sufle etmek. Sıraya girmek. Sıra. İşaret. Fikir. Başlama işareti. İşaret vermek.

 

Symptomatic synonyms : characteristic, evidence, circumstantial evidence, auspicate, diagnostic, impression, foretoken, foretokening.

Symptomatic zıt anlamlı kelimeler, Symptomatic kelime anlamı

Uncharacteristic : -e özgü olmayan. Tipik olmayan. Karakteristik olmayan. Kendine özgü olmayan.

Symptomatic ingilizce tanımı, definition of Symptomatic

Symptomatic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Happening in concurrence with something. Indicating the existence of something else. Of or pertaining to symptoms. Being a symptom.