Synaptic türkçesi Synaptic nedir

  • Sinaptik.
  • Sinapsa ait olan.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Synaptic ingilizcede ne demek, Synaptic nerede nasıl kullanılır?

Synaptic cleft : Sinaptik yarık. Sinaps bölgelerinde karşılıklı gelen iki hücreden birinin presinaptik zarı ile ikinci hücrenin postsinaptik zarı arasında bulunan ve 200 a° kadar olan açıklık. Sinaptik boşluk.

Synaptic membrane : Sinaps öncesi ve sinaps sonrası zarların ikisine verilen ad. Sinaps zarı.

Synaptic vesicle : Sinaptik kesecik. Sinaps bölgesinde aksonun genişlemiş ucunda, presinaptik zara yakın bulunan 400-600 a° çapında, içinde nörotransmitter madde bulunan küçük kesecikler.

Excitatory postsynaptic potential : Ksitatör postsinaptik potansiyel. Uyarıcı postsinaptik potansiyel. Eksitatör postsinaptik potansiyel. Bir sinir hücresinde, presinaptik uçta bulunan nörotransmitter moleküllerinin postsinaptik uca erişip kendine özrgü almaçlarını uyararak burada na+ geçirgenliğini artırarak depolarizasyon yapması eksitatör postsinaptik potansiyel, ksitatör postsinaptik potansiyel. baskılayıcı postsinaptik potansiyelin karşıtıdır.

Inhibitory postsynaptic potential : İnhibitör postsinaptik potansiyeli. Baskılayıcı postsinaptik potansiyel.

Presynaptic neurone : Sinapsın taşıma tarafındaki nöron ya da nöron kısmı. Presinaptik nöron.

 

Membrana postsynaptica : Sinaps bölgesinde presinaptik zar karşısındaki hücre zarı, postsinaptik zar. Sinaps sonrası zar.

Membrana presynaptica : Bir sinir hücresinin aksonunun diğer bir hücrenin gövdesi veya dendritleri üzerinde sonlandığı zar, presinaptik zar. Sinaps öncesi zar.

Postsynaptic : Postsinaptik. Sinir sisteminde ya da sinirin kasa temas ettiği yerde impulsun alındığı bölge (dendrit zarı veya kas zarı gibi).

Pars postsynaptica : Postsinaptik zar. Sinaps sonrası zar.

İngilizce Synaptic Türkçe anlamı, Synaptic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Synaptic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

A dna : A dna. Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi.

Abdominal palpation : Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi. Abdominal palpasyon.

Abaxial : Abaksiyal. Aks kemiği dışında. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Eksen dışı. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzak. Eksendışı.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

 

Abattoir : Mezbaha. Salhane. Kesimevi. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

Abdominal pain : Abdominal ağrı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Karın ağrısı.

Synaptic synonyms : abamectin, abdomen, abdominal fat necrosis, abdominal distention, a band, a amplitude mod.