Tığlamak nedir, Tığlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gözetlemek.

[Bakınız: tehlemek].

Ekin yeni fışkırmak.

Yığmak.

Yara çok ağrımak.

Birini izlemek.

Gözetlemek.

Ekini yığın yapmak.

Aşırı yüklemek.

Tığlamak; burnunun doğrultusuna doludizgin gitmek.

Tığlamak anlamı, kısaca tanımı

Tığlama : Vurma yöntemiyle keçe sıkıştırma. (Yalvaç Isparta)

Aşırı yükleme : Elektrik çevriminin herhangi bir kesimindeki olağan sığayı aşacak biçimde elektrik yükleme.

Doludizgin : Son hızla, çok hızlı bir biçimde. Tam anlamıyla.

Gözetlemek : Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek.

Aşırı yük : Elektrikli araçların olağan çalışma şartlarında karşılaştıkları aşırı akım durumu.

Gözetleme : Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete.

Fışkırmak : Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak. Bir şey bir yerde bol bol görülmek. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek.

Yüklemek : Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak. Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak. Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak. Bir suçu birinin üstüne atmak. Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak.

 

Fışkırma : Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.

Tehlemek : 1.Gözetlemek. 2.Dikkat etmek. 3.Her an uyanık durmak. 4.Gizlice dinlemek. 5.Bir kimseyi yalnızken kıstırmak : Hasan'ı tehlediler yohsa onnara alt olası oğul döyüldü. Sınavdan geçirmek. Tanımak. Gözetmek, bakmak.

Doğrultu : Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.

Ağrımak : Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak.

İzlemek : Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.

Yükleme : Yüklemek işi, tahmil. Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma, şarj.

İzleme : İzlemek işi, takip.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Yığmak : Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak. Biriktirmek. Toplamak, bir araya getirmek.

Ağrıma : Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

Yüklem : Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul. Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul.

Diğer dillerde Tığkalem anlamı nedir?

İngilizce'de Tığkalem ne demek ? : gravingtool