Take control türkçesi Take control nedir

  • Dizginleri ele almak.
  • İdareyi almak.
  • Yönetimi ele geçirmek.
  • Yönetimi ele almak.
  • Başa geçmek.

Take control ile ilgili cümleler

English: They tried to take control of the gold market.
Turkish: Onlar altın piyasasını kontrol altına almaya çalıştılar.

English: They'll take control of the situation.
Turkish: Onlar durumu kontrol altına alacaklar.

English: Take control of your destiny.
Turkish: Kaderinin kontrolünü eline al.

English: Take control.
Turkish: Yönetimi ele geçir.

English: She can take control of the situation.
Turkish: O, durumu kontrol altına alabilir.

Take control ingilizcede ne demek, Take control nerede nasıl kullanılır?

Take : Götürmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kabul etme (vücut). Kavramak. Tutma. Çevirim eylemi. (sınava) girmek. Hasat. Çevirmek. Kabul edilmek.

Control : Denetlemek. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Denetim. Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi. Kontrolü sağlamak. Denet. İşletmek. Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar. Kukla çatalı.

 

Take control of : -in yönetimini ele geçirmek.

Take a back : Kendini göstermemek. Arka planda kalmak.

Take a back seat : Arka planda yer almak. Geri planda yer almak. Köşesine çekilmek. Geri plana çekilmek. Bir kenara çekilmek. Kenara çekilmek. Arka planda kalmak. Ön plana çıkmamak. Önemini yitirmek.

Take a bad turn : Kötü yönde değişmek.

İngilizce Take control Türkçe anlamı, Take control eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take control ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Take charge : Komutayı alan. Liderlik koltuğunu kapan. -ın kontrolünü kapan. İşin başına geçen. Sorumluluğu üstüne almak. Liderliği ele geçiren. İdareyi ele geçirmek. Hükmetmeye başlamak. Basketbolda hücum faul alma denemesi.

Come in : Moda olmak. Almak. Yükselmek. Yaygın olmak. İçeriye girmek. Haline gelmek. Gözde olmak. Seçilmek. Tutulmak. Olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada).

Take the lead : Liderliği veya önderliği almak. Rehber olmak. Başı çekmek. Liderlik yapmak. Önderlik etmek. Öncülüğünü yapmak. Önayak olmak. Liderlik etmek.

Assume command : Kontrol sağlamak. Yetkiyi almak.

Take in hand : Gözetmek. Üstüne almak. İdare etmek. Bakmak. Yola getirmek. İlgilenmek. Nezaret etmek. İdaresini ele almak.

Get a grip : Denetimini ele geçirmek. Kavramak. Anlamak. Dizginleri ele geçirmek. Yeniden ele geçirmek. Tutunmak. Sıkı tutmak. Gerçekçi ol.

Take over : Yönetimini almak. Devralmak (nöbeti). Ön plana çıkmak. Üzerine almak. Yönetimi üstlenmek. Yerine geçmek (başkasının veya başka bir şeyin). Egemen olmak. Benimsemek. Üstlenmek.

Take pride of place : Gözönünde olmak. Vitrinde olmak. En yüksek mevkiye gelmek.

Seize power : Yönetime el koymak. Gücü ele geçirmek.

Take control synonyms : hold the reins, lead off, take the head.