Take in hand türkçesi Take in hand nedir

Take in hand ingilizcede ne demek, Take in hand nerede nasıl kullanılır?

Take : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Götürmek. Tutuş. Reaksiyon. Almak. Avalanan hayvan miktarı. Tutma. Tepki. Hasat. Kabul edilmek.

In : İçeriye. Gelmiş olan. Mevsimi gelmiş. İçeri doğru yönelen. Olarak. İçine. Halinde. İçinde. İçeri. İç.

Hand : Atın yüksekliğini ölçmede kullanılan ve 10 cm’ye eşdeğer olan ölçü birimi. Devretmek. El. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi. (elden ele) vermek. Biyoloji, jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. El vermek. Yakalamak. Elle vermek. İnsan kolunun bilekten parmak uçlarına dek uzanan, tutmaya yarayan bölümü.

Take in : Geçirmek. Abone olmak. Eve iş götürmek. Kabul etmek. Sızdırmak. Kandırmak. İçermek. Anlamak. Almak. İçeri almak.

Take in a garment : Bir giysiyi daraltmak.

Take in reverse : Arkadan kuşatmak.

Take in the rear : Arkadan saldırmak.

Take in tow : Yedekte çekmek. Yedeğe almak.

Take in good part : Darılmamak. Gücenmemek. Şaka kaldırmak. İyi anlama almak. Kabullenmek. Alınmamak.

Take in a reef : Camadan vurmak. Yelkeni camadana vurmak.

 

İngilizce Take in hand Türkçe anlamı, Take in hand eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take in hand ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Take control : Yönetimi ele geçirmek. Başa geçmek. İdareyi almak. Dizginleri ele almak.

Superintend : Yönetme. Yöneticilik. Kontrol etmek. Yönetmek. Yönetim. Şef. Denetlemek.

Discipline : Bilimdalı. Yetiştirmek. Disipline sokmak. Bilgi dalı. Disipline etmek. Eğitmek. Ceza. Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı ya da yazısız kurallarına, titizlik ve önemle uyması durumu. kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin tümü. Kontrol altında tutmak. Terbiye etmek.

Bestriding : Hükmetmek. Her iki yakasında olmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Aşmak. Üzerine binmek. Üzerinden geçmek. Ata biner gibi oturmak. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki tarafında uzanmak.

Accoutered : Levazım sağlamak. Donanımlı. Donatmak. Malzeme sağlamak. Giydirmek. Askeri teçhizat sağlamak.

Concern : Endişe uyandırmak. İlgilendirmek. Endişe. Ait olmak. İlgi. Kaygılandırmak. İş. Endişelendirmek. Hakkında olmak. Etkilemek.

Attend to : Meşgul olmak. Uğraşmak. Dikkat etmek. Mukayyet olmak.

Supervised : Yönetmek. Denetlemek. Denetlenen.

Look after : Sahip çıkmak. Çocuk bakmak. İle ilgilenmek. Bakımını üstlenmek. Çekip çevirmek. Göz kulak olmak. Mukayyet olmak.

Administered : Uygulamak. Verdirmek. Ettirmek. Hizmet etmek. Yönetilmiş. İdare edilmiş. Yönetilen. Yönetmek. Vermek (ilaç, ceza vb).

Take in hand synonyms : care about, beat about, taking on, accouter, be in charge of, watch over, sits, shouldered, be hot for, beheld, inspect, supervising, boss, beholds, disciplining, assumes, inspects, reclaiming, superintended, attends, adhibit, disciplines, administer, reclaimed, look out, be in charge, be sufficient, superintends, assume, be interested, attended, cared, oversaw.