Take for türkçesi Take for nedir

Take for ile ilgili cümleler

English: How long does it take for light from the sun to reach the earth?
Turkish: Işığın güneşten dünyaya ulaşması ne kadar sürer?

English: It would take forever for me to explain everything.
Turkish: Her şeyi açıklamam sonsuza kadar sürer.

English: How much longer will it take for the tub to fill?
Turkish: Küvetin dolması ne kadar sürer?

English: How long did it take for you to read this book?
Turkish: Bu kitabı okumanız ne kadar sürdü?

English: This could take forever.
Turkish: Bu sonsuza dek sürebilir.

Take for ingilizcede ne demek, Take for nerede nasıl kullanılır?

Take : Almak. Götürmek. Çevirim eylemi. Yakalamak. Etkili olmak. Tutulan balık miktarı. Yazmak. (fotoğraf) çekmek. Çevirmek. Hasat.

For : Zarfında. -dir. -e. Yönünden. Zira. -e rağmen. Diye. Adına. Nedeniyle. Bir takımyıldızın adı.

Take for a drive : Arabayla gezintiye çıkmak.

Take for a ride : Söğüşlemek. Götürüp öldürmek. Tuzağa düşürmek. Aldatmak. Öldürüp atmak. Kazıklamak.

Take for a walk : Yürüyüş yapmak. Dolaştırmak.

Take for granted : Bir şeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünmek. İtirazsız kabul etmek. Çantada keklik saymak. Kanıksamak. Cepte görmek. Düzenlenmiş saymak. Oldu bil. Doğal karşılamak.

 

Take for burial : Cenazeyi kaldırmak.

İngilizce Take for Türkçe anlamı, Take for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Balance : Kıyaslamak. Ruhsal denge. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Denk gelmek. Bakiye. Bir sayışımın borçlu ve alacaklı dalları arasındaki fark. Bilanço. Denk olmak. Sayışımanlıklarca tüm sayışımların borçlu ve alacaklı tutarlarının toplamını ayrı ayrı olarak toplamyerinde ve bu toplamların borç ve alacak artıklarının toplamlarını da ayrı ayrı artıklar bölümünde gösteren ve çoğunlukla ayda bir düzenlenen çizelge.

Keep in mind : Aklında tutmak. Hatırda tutmak. Akıldan çıkarmamak. Aklına yazmak. Hesaba katmak. Unutmamak. Hafızada tutmak. Unutma.

Pay regard to : Gözetmek.

Classed : Kategorize etmek. Sınıflandırmak.

Expect : Beklemek. Beklenti içinde olmak. Ümit etmek. Düşünmek. Bebek beklemek. Ummak.

Conjectured : Hipotez. Kestirmek. Sanı. Varsaymak. Kestirim. Tahmine dayalı fikir. Tahmin etmek. Varsayı.

Assumes : Hükmetmek. Almak. Üstlenmek. Takınmak. Varsaymak. Farzetmek.

Presumes : Cüret etmek. Varsaymak. Kabul etmek. Kalkmak. İhtimal vermek. Yeltenmek. Farzetmek. Haddini aşmak. Tahmin etmek. Farz etmek.

Assume : Üstlenmek. Gerçek saymak. Ele geçirmek. Yerine getirmek. Almak. Farzetmek.

Cater for : Hazırlamak. Tedarik etmek. Gözönünde bulundurmak. Gereksinimlerini karşılamak. Temin etmek. İçin yemek tedarik etmek. Sağlamak. Gereklerini hazırlamak. Yemeklerin hazırlanmasını ve servisini üstlenmek.

 

Take for synonyms : consist of, esteems, allow for, class, consult, daresay, debating, taking along, account, expects, debated, debates, conjecture, take into consideration, fancies, consulted, debate, calculate, reckon, calculates, rates, consults, consider, believe, make allowances for, deem, have in mind, allow, considers, conjecturing, bethink, count in, rate.