Taking place türkçesi Taking place nedir
- Husul.
- Vaki.
- Meydana gelmek.
- Meydana gelme.
- Olmak.
Taking place ile ilgili cümleler
English: The meeting is taking place next Sunday.
Turkish: Toplantı önümüzdeki pazar yapılacak.
English: I can't keep track of all the changes taking place in the world of AIDS research.
Turkish: AIDS araştırma dünyasında yer alan tüm değişiklikleri takip edemem.
English: The meeting is taking place on Friday.
Turkish: Toplantı cuma günü gerçekleşiyor.
English: In 1854, Le Verrier became director of the Observatory of Paris. At the time, this observatory was in decay. Le Verrier reestablished the observatory as a place where good science was taking place.
Turkish: 1854'te Le Verrier Paris gözlem evi müdürü oldu. O dönemlerde bu gözlem evi parçalanma içindeydi. Le Verrier gözlem evini iyi bilimin yer aldığı bir yer olarak yeniden kurdu.
Taking place ingilizcede ne demek, Taking place nerede nasıl kullanılır?
Taking : Alış. Çalkalanma. Telaş. Ele geçirme. Çekici. Çevirim. Alma. Sari. Heyecan. Sallanma.
Place : Makam. Statü. Vermek (para). Oturtmak. Yerleştirmek. İş. Kutsal olarak nitelenen, içinde ya da çevresinde dinsel, büyüsel, geleneksel, törensel işlemler yapılan, toplantılar düzenlenen alan, düzlük, dağ, tepe, orman vb. her biri. bk. adak, kurban. Mahal. Yer. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası.
Taking a bath : Yıkanmak. Banyo yapmak.
Taking a breath : Nefes alma.
Taking a long time : Uzun süren.
Taking a position : Bir ihtilafın hangi tarafında olduğuna karar veren. Pozisyon alan.
İngilizce Taking place Türkçe anlamı, Taking place eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Taking place ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Am : Amerisyumun simgesi. Birleştirmek. -ım. Amplitude modulation (genlik kiplenimi). Öö. Öğleden önce. Um. -im. Birleşmek. Üm.
Eventuation : Sonuçlandırma. Neticelendirme. Gerçekleşme. Sonucu olma. Olma. Meydana getirme. Ortaya çıkma. Gerçekleştirme.
Becomes : Haline gelmek. Uymak yakışmak. Güzel durmak. Yaraşmak. Laşmak. Leşmek. Kesilmek.
Occurring : Oluşmak. Ortaya çıkmak. Cereyan etmek. Akla gelmek. Olay. Çıkmak.
Befall : Kötü birşey olmak. Başına gelmek.
Begins : Başlamak. Koyulmak. Önayak olmak. Doğmak. Girişmek. Başlatmak.
Betided : Ortaya çıkmak. Başına gelmek. Haber vermek. -e alamet olmak.
Abide : Dözmek. Bir yerde kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Durmak. Sabit durmak. Sadık kalmak. Yaşamak. Beklemek. Çekmek. Tab getirmek.
Accruing : Payına düşmek. Gerçekleşme. Tahakkuk etmek. Artmak. Büyümek. Çoğalmak.
Amount to : Demeye gelmek. Toplamı belirli bir miktar olmak. Tutarında olmak. Tutmak. İle eşanlamlı olmak. Eşit olmak. Anlamına gelmek. Gelmek. Baliğ olmak. Varmak.
Taking place synonyms : emergence, emergences, eventuating, been, happening, amount, be of, be present, betides, begin, becomings, consist, arose, becometh, arise, come to pass, becoming, geniture, arise from, become of, became, origination, be, become, betide, genitures, causing, betiding, come off, come about, began, begun.

Bu kısımda Taking place kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Taking place ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Taking place anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Taking place ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.